﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık güncel - hastalıklar,çocuk sağlığı, kadın sağlığı, erkek sağlığı, şifalı bitkiler,alternatif tıp &#187; Kadın Hastalıkları</title>
	<atom:link href="http://www.saglikguncel.net/kategori/kadin-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikguncel.net</link>
	<description>sağlık bilgileri,sağlıklı yaşam ve alternatif tıp ile ilgili geniş bilgi kaynağı.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Jul 2010 08:48:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Jinekoloğunuzu Seçerken Dikkat Etmeniz Gerekenler</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/jinekologunuzu-secerken-dikkat-etmeniz-gerekenler/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/jinekologunuzu-secerken-dikkat-etmeniz-gerekenler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 07:08:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[jinekolog]]></category>
		<category><![CDATA[jinekolog secimi]]></category>
		<category><![CDATA[jinekologunuzu secerken dikkat etmeniz gerekenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1846</guid>
		<description><![CDATA[Jinekoloğunuzu Seçerken Dikkat Etmeniz Gerekenler JİNEKOLOĞUNUZU SEÇERKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER Çağımız modern kadınının en temel gereksinimlerinden birisi; her zaman ve her konuda güvenebileceği, her aradığında rahatlıkla ulaşıp her türlü sağlık problemini paylaşabileceği veya danışabileceği, herhangi bir sağlık problemi olmasa bile rutin olarak kontrollere kolaylıkla gidebileceği bir &#8220;nisaiye uzmanı&#8221; veya daha modern ismi ile &#8220;jinekolog&#8221; ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Jinekoloğunuzu Seçerken Dikkat Etmeniz Gerekenler</p>
<p>JİNEKOLOĞUNUZU SEÇERKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER</p>
<p>Çağımız modern kadınının en temel gereksinimlerinden birisi; her zaman ve her konuda güvenebileceği, her aradığında rahatlıkla ulaşıp her türlü sağlık problemini paylaşabileceği veya danışabileceği, herhangi bir sağlık problemi olmasa bile rutin olarak kontrollere kolaylıkla gidebileceği bir &#8220;nisaiye uzmanı&#8221; veya daha modern ismi ile &#8220;jinekolog&#8221; ile iletişim halinde olmasıdır.</p>
<p><span id="more-1846"></span></p>
<p>Kadın sağlığı her yönü ile mahremiyet ve belli bir özen arz eden bir konu olduğundan, kişiler kendileri ile ilgili pek çok sorunlarını anne-babaları, hatta eşleri ile bile konuşmaktan çekinmektedir. Bu nedenle bir jinekoloğa başvurabilmenin ilk ve belki de ana şartı &#8220;güven&#8221; dir.</p>
<p>Pek çok kadın veya genç kız, bir jinekoloğa ilk kez başvurması gerektiğinde, öncelikle &#8220;dost tavsiyeleri&#8221; ile çevresinde güvendiği kişilere veya yakınlarına sorup onların önerilerini alarak yola koyulur.</p>
<p>Bu tür bir yaklaşım ilk bakışta akılcı ve doğru gibi gözükse de bazen yanıltıcı olabilir. Öncelikle, her kadın doğum uzmanının kendini daha iyi geliştirdiği bir uzmanlık dalı vardır. Örneğin tüp bebek konusunda oldukça deneyimli bir hekim yüksek riskli gebelikler ve gebelik takibi (perinataloji) konularında aynı deneyime sahip olmayabilir.</p>
<p>Diğer bir konu ise hekim ve hasta arasında kurulan &#8220;diyalog ortamı&#8221; dır. Aynı doktor ile yakınınız arasında çok iyi iletişim kurulabilmesine rağmen bu ilişki sizin için yeterince tatminkar bir düzeyde olmayabilir.</p>
<p>Çağdaş ve bilinçli bir 21.yüzyıl kadının mutlaka düzenli olarak ziyaret ettiği sabit bir jinekoloğu olmalıdır. Jinekoloğunuz hayatınızdaki çok önemli kişilerden birisi olacaktır. Sizi hem psikolojik hem de fizyolojik yönden tanıyacak, sağlığınızla ilgili olarak geçirmiş olduğunuz aşamaları izleyip kaydedecek ve rutin muayeneleriniz için gerekli uyarıları sizlere yapabilecektir. Ayrıca gebelik gibi hayatınızın çok özel bir döneminizi sizinle paylaşacak, bu çok önemli döneminizde size destek olacaktır.</p>
<p>Doğru şekilde bir jinekoloğunuzu seçerken dikkat etmeniz gereken özellikler nelerdir?</p>
<p>Güven</p>
<p>Bir hekime gidip kaliteli bir sağlık hizmeti alabilmek için belki de en önemli şart &#8220;güven&#8221; dir. Yani onun bilgi ve tecrübesine, meslek ahlakına (etiğine), kişiliğine ve samimiyetine karşı duyulan güven..</p>
<p>Ancak güven duyduğunuz bir hekime karşı kendinizi rahat hissedebilirsiniz ve bu şekilde uyguladığı tedaviye riayet edip önerilerine dikkat edersiniz.</p>
<p>Güven duymadığınız bir kişinin önerilerine ise uymakta zorluk çekersiniz. Böyle bir durum da sağlığınız ile ilgili sorunlara neden olabilir.</p>
<p>Doktorunuzun söylediklerinize inanmadığı ya da ciddiye almadığı duygusuna kapılıyorsanız ya da tam tersi olarak doktorunuzun açıklamaları sizi tatmin etmiyorsa bu durumda aranızda ciddi bir &#8220;güven sorunu&#8221; var demektir.</p>
<p>Doktorunuz ile aranızda yeterli iletişim ve güven bağını kurabildiğinizi anlamak için şu soruların yanıtlarını kendi kendinize değerlendirin:</p>
<p>Doktorunuz sizin şikayetlerinizi öğrenmeye istekli mi görünüyor yoksa daha katı ve otoriter bir tavır mı sergiliyor?</p>
<p>Doktorunuz sizi soru sormaya özendirip sorunlarınızı dinliyor mu, yoksa sizi dinlemede isteksiz veya meşgul mu görünüyor? Örneğin sizde bir an önce muayenenizi bitirip bir sonraki hastaya geçmek ister gibi bir izlenim mi uyandırıyor?</p>
<p>Sizin sorularınızı cevaplandırmak için yeterince zaman harcıyor mu, yoksa kestirmeden sözlerle kafanızdaki soru işaretleri daha da mı büyüyor?</p>
<p>Tüm bu sorular son derece önemlidir. Durumunuz ve hastalığınızı öğrenmeniz, nedenleri, tüm tedavi alternatifleri, bunların risk, yarar ve başarı oranları hakkında bilgilendirilmeniz sizin bir hasta olarak en doğal hakkınızdır. Çünkü bir hastalığın tedavisi tüm bireyler için aynı değildir. Örneğin pek çok aile planlaması yöntemi olduğu halde, bir çift için uygun olan yalnızca bir tanesi olabilir.</p>
<p>Yine, anlamsız ya da komik olduğunu düşünseniz bile &#8220;aklınıza takılan her soruyu&#8221; doktorunuza çekinmeden sorabilmelisiniz. Çünkü doktorunuz sizin en iyi sırdaşınız ve en doğru bilgi alabileceğiniz kişi konumundadır.</p>
<p>Doktorunuza bir soru sormak istediğinizde herhangi bir nedenle çekingenlik ya da korku duymamalısınız. Hastalığınız ile ilgili her konuyu doktorunuzla rahatça tartışabilmelisiniz. Doktorunuzun bu konudaki yaklaşımından duyduğunuz tatmin, doğru adreste olduğunuzun belirlenmesinde çok önemli bir rol oynar.</p>
<p>Bilgi ve Deneyim</p>
<p>Gittiğiniz hekimin yeterli mesleki birikim ve deneyime sahip olması hem sizin, eğer gebeyseniz de sizle birlikte bebeğinizin sağlığı açısından son derecede önemlidir.</p>
<p>Çağımızda tüm bilim dalları gibi tıptaki gelişmeler de büyük bir hızla devam etmektedir. Bu ilerlemeler sonucunda kadın sağlığını ilgilendiren pek çok dallar da içlerinde alt branşlara ayrılmıştır.</p>
<p>Kadın sağlığı içinde infertilite (kısırlık) ve onkoloji bölümleri oldukça spesifik konular olup, bu tür alt branşlaşmanın en güzel örnekleridir. Özel ilgi, eğitim ve deneyim gerektiren bu dallarda, her jinekolog ayrıntılı şekilde bilgi ve tecrübe sahibi değildir. Dolayısıyla jinekoloğunuzun sizi bu tür sorunlarınızda kendinden daha deneyimli bir meslektaşına yönlendirmesi onun yetersiz olduğu anlamına gelmez.</p>
<p>Benzer şekilde özel branşlaşma gerektirmeyen bir sorununuzda da doktorunuz diğer meslektaşları ile fikir alışverişinde bulunmak ya da onlardan yardım almak isteyebilir. Bu tür uygulamalar özellikle ekip çalışması içinde bulunan kliniklerde sıkça yapılır ve bu tür &#8220;konsültasyonlar&#8221; doktorunuzun yetersizliğini değil, sizin sağlığınıza verdiği önemi ve değeri gösterir.</p>
<p>İletişim kurma ve zaman ayırma</p>
<p>Doktorunuzun dilinden ne kadar anlıyabiliyorsunuz? O sizi ne kadar anlıyabiliyor ve dinliyor? Size ne kadar zaman ayırabiliyor? Rahatlıkla ve çekinmeden her türlü sorununuzu dile getirebiliyor musunuz?</p>
<p>Doktorunuzla konuşurken ne demek istediğini güzel ve net bir Türkçe ile anlayabilmeniz gereklidir.</p>
<p>İyi bir hekim karşısındaki hastanın sosyokültürel konumuna uygun şekilde bilgiler sunabilmelidir. Örneğin bir üniversite mezunu ve gebeliği hakkında pek çok kitap okuyan, araştıran bir bayanla okuma yazma bilmeyen bir gebe bayana verilmesi gereken bilgiler birbirinden farklıdır.</p>
<p>Doktorunuzun sizin düzeyinize inerek sizin anlayacağınız dilden konuşması ve sizi beklentileriniz yönünde bilgilendirmesi son derece önemlidir.</p>
<p>Bazen, son derece karmaşık, söylenmesi güç tıbbi (Latince) terimler kafanızı karıştırmaktan başka bir işe yaramaz.</p>
<p>İletişimde diğer bir husus ise hekimin samimi yaklaşımıdır. Güzel ve net bir şekilde konuşarak karşı tarafı tatmin edebilen, güleryüz ve sabır gösterebilen, konuşurken karşısındakinin gözlerinin içine bakan ve karşı tarafa zaman zaman söz hakkı tanıyıp onu sabırla dinlemesini bilen hekim her zaman için daha samimi ve içtendir.<br />
Ulaşılabilirlik</p>
<p>Her aradığınızda doktorunuza ulaşabiliyor musunuz?</p>
<p>İhtiyaç duyduğunuz her an doktorunuza ulaşabilmelisiniz. İletişim çağı olan günümüzde telefon, cep telefonu ve mail gibi iletişim kaynaklarını kullanarak bunu gerçekleştirebilmelisiniz.</p>
<p>Çünkü konu sağlık konu olduğunda saat, zaman, yer gibi kavramlar ortadan kalkar. Bu durum özellikle yakın zamanda bir bebek bekliyorsanız son derece kritik bir hal alır. Doktorunuza ne zaman gereksinim duyabileceğiniz belli olmaz.</p>
<p>Yine, bazı ufak tefek sorunlarınızı muayenehane ya da hastaneye gitmeksizin iletişim yöntemlerini kullanarak çözebilmelisiniz. Kadınların önemli bir kısmının çalıştığı günümüzde zaman çok değerli bir kavramdır.</p>
<p>Bilimsel bilgileri izleme ve dinamizm</p>
<p>Diğer tüm bilim dallarında olduğu gibi tıptaki gelişmeler de özellikle son 20 yıl içerisinde büyük bir ivme kazanmış ve bu şekilde bilgilerimiz sürekli bir &#8220;değişim bombardımanı&#8221;na maruz kalmış ve kalmaya devam etmektedir.</p>
<p>Tıp alanında bilgi, teknolojinin gelişmesine paralel olarak süratle gelişmekte ve hızla ilerlemektedir. Bu yüzden tıpta bilginin yarı ömrü yaklaşık &#8220;üç yıl&#8221; civarındadır. Başka bir ifade ile, eğer doktorlar bilgilerini sürekli yenilemezler ise yaklaşık üç yıl içinde bilgileri eskiyecek, bunun sonucunda hastalarının tanı ve tedavilerinde modern yöntemleri uygulayamayacaklardır.</p>
<p>Bu gerçekler altında doktorlar, uzmanlık eğitimlerini aldıktan sonra hastalarına kaliteli hizmet verebilmeleri için eğitimlerini sürekli yenilemelidir. Ancak hemen belirtilmelidir ki tıpta sürekli eğitim veren bir kurum yoktur. Sadece sürekli eğitime olanak sağlayan kaynaklar vardıir. Bu kaynaklar; uzmanlık alanı ile ilgili kitaplar, dergiler, internet, sempozyum ve kongreler&#8217;dir. Bir de firmalarin ürünlerini tanıtmak amacıyla düzenledikleri toplantılar vardır ki, burada firma kendi propagandasını da yapacağı için tarafsız bir hizmet sayılamaz.</p>
<p>Günümüzde jinekologların görevleri yalnızca kadın üreme sistemi ve cinsel sağlıkla ilgili şikayetlerin giderilmesi ile sınırlı kalmayıp, diğer tüm vücut sistemlerini ilgilendiren olası problemleri de saptayarak gerekli yönlendirmelerin yapılmasını da içerir. Bu nedenle modern bir jinekolog, kendi uzmanlık alanı dışındaki genel tıb konularından uzak kalmamalı ve gelişmeleri yakından izlemeli; yani yeterli düzeyde bir &#8220;dinamizme&#8221; sahip olmalı ve kendisini sürekli yenileyebilmelidir.</p>
<p>Maalesef, pek çok hastanın yakınmalarından birisi de &#8220;kendilerinin konusunda çok tanınmış bir hekime gitmelerine rağmen kendileriyle yeterince ilgilenilmediği, kendilerine uygun tedavilerin uygulanmadığı ve hastalıkları konusunda yeterince bilgilendirilmedikleri&#8221; dir.</p>
<p>Görüş farklılıkları</p>
<p>Pek çok hasta &#8220;şu doktor bana şu ilacı verdi, diğerine gittim onu önermedi&#8221; , &#8220;bu doktor bana ameliyat olmalısın dedi, ancak diğer doktorlar biraz daha takip edelim dediler&#8221; gibi yakınmalarla kapımızı çalmakta ve bize veryansınlarda bulunmaktadır.</p>
<p>Tıp, bilim olarak diğer pozitif bilim dallarından farklıdır. Bazen, aynı noktaya giden birbirinden farklı pek çok yol olup, bu yolların da çoğu doğru olabilir. Bunun nedeni, tamamen kişiler ve değişik fikirler sonucunda oluşmuş &#8220;görüş farklılıkları&#8221; dır.</p>
<p>Görüş farklılıkları; yalnızca ülkemizde olmayıp tüm dünyada olan, bir hastalığın yönetimi ile ilgili değişik görüş ve fikirler sonucunda oluşmuş değerlendirmelerdeki farklılıkları içeren tutumların tümüdür.</p>
<p>Jinekoloğunuzu seçerken tercih ettiği ekolün sizin beklentileriniz ile örtüşmesine önemlidir. Örneğin sorunlardan kurtulmak için ameliyatı en son çare olarak düşünen bir hastaya, daha çok cerrahi ağırlıklı bir ekolü benimsemiş olan doktoru ameliyat önerebilir. Bu durumdaki hasta genellikle değişik hekimlere başvurup onların da fikirlerini alma yoluna gidecektir.</p>
<p>Bütçe</p>
<p>Günümüzde ekonomik koşulların ağırlığı hemen herkesi değişik derecelerde etkilemektedir.</p>
<p>Maalesef ekonomik sıkıntı dönemlerinde kişilerin kısıtladığı harcamaların başında sağlık ile ilgili giderler bulunmaktadır. Bu şekilde rutin muayene, tetkik ve tedaviler ya ertelenmekte ya da hekim değiştirme yoluna gidilerek ekonomik bütçeye daha uygun poliklinik veya hastaneler tercih edilmek durumunda kalınmaktadır.</p>
<p>Kişilerin kendi güvendikleri doktorlarını bırakarak başka merkezlere yönlenmeleri pek çok sıkıntıları da beraberinde getirmektedir. Bu şekilde kişilerin başka bir hekime adaptasyonu ile yine hekimin hastayı psikolojik, fizyolojik yönlerden keşfetmesi zaman almaktadır.</p>
<p>Biz hastalara, güvendikleri ve her zaman ulaşabilecekleri tek bir hekimlerinin olmasını ve çok mecbur kalmadıkça veya kendi doktorlarından memnuniyetsiz olmadıkça onu değiştirmemelerini tavsiye etmekteyiz.</p>
<p>Doktorunuzun bir Devlet Kurumu ile Bağlantısı</p>
<p>Doktorunuzun devlete ait herhangi bir hastane ile bağlantısının bulunması sizin için bir takım avantajlar sunabilir.</p>
<p>Bunlar; tetkik ve tahlillerinizi doktorunuzun çalıştığı hastanede kendi sosyal güvencenizi (SSK, Emekli sandığı, Bağ-kur gibi) kullanarak ücretsiz yaptırabilmeniz, gerektiği durumlarda izin (doğum izinleri ve aktarma işlemleri gibi) veya rapor kullanabilme durumlarında hastanelerden kolaylık sağlanabilmesi, doğumunuzu veya ameliyatınızı da yine kendi sosyal güvenceniz vasıtası ile hastanede yaptırmanız gibi bir takım olanaklardır.</p>
<p>Sağlık harcama masrafları ülkemizde her geçen gün biraz daha artarak kişileri maddi açılardan zora sokmaktadır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/jinekologunuzu-secerken-dikkat-etmeniz-gerekenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osteoporoz</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/osteoporoz/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/osteoporoz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 07:08:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1844</guid>
		<description><![CDATA[Osteoporoz OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ)Nedir? Osteoporoz, kemik kütlesinin azalmasıdır. Özellikle kadınlarda menopozdan sonra görülür. Bunun nedeni menopozdan sonra kadınlık hormonunun azalmasıdır. Kemik erimesi, başlangıçta hiçbir belirti vermeyebilir. Ancak ilerlediği zaman, bel ve sırt ağrıları, kamburlaşma görülür. Kemik erimesinin en önemli sonucu, en ufak bir darbede kırıkların görülmesidir. Osteoporoz sonucu kırılan kemiklerin kaynaması da güç olur. Bazen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Osteoporoz</p>
<p>OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ)Nedir?</p>
<p>Osteoporoz, kemik kütlesinin azalmasıdır. Özellikle kadınlarda menopozdan sonra görülür. Bunun nedeni menopozdan sonra kadınlık hormonunun azalmasıdır.</p>
<p>Kemik erimesi, başlangıçta hiçbir belirti vermeyebilir. Ancak ilerlediği zaman, bel ve sırt ağrıları, kamburlaşma görülür.</p>
<p><span id="more-1844"></span></p>
<p>Kemik erimesinin en önemli sonucu, en ufak bir darbede kırıkların görülmesidir. Osteoporoz sonucu kırılan kemiklerin kaynaması da güç olur. Bazen bu kırıklar yaşamsal tehlikeye yol açabilir.</p>
<p>Kemik erimeniz olup olmadığını anlamak için, bir doktorun önerisi ile “Kemik Dansitometrisi” denilen ölçümü yaptırmanız gerekmektedir.</p>
<p>Kemik erimesi en sık kimlerde görülür?</p>
<p>Üçten fazla doğum yapanlar</p>
<p>Süt, yoğurt, peynir gibi besinleri az tüketenler</p>
<p>Açık renk göz, ten ve saçı olanlar</p>
<p>Ufak tefek ince yapılı kadınlar</p>
<p>Ailesinde kemik erimesi olan kimse bulunanlar</p>
<p>Çok fazla kahve ve kolalı içecek tüketenler</p>
<p>Hareketsiz bir yaşam sürenler</p>
<p>Sigara ve alkol kullananlar</p>
<p>Kırmızı eti fazla tüketenler</p>
<p>Neler yapılabilir?</p>
<p>Kemik erimesini önlemek için beslenmenize özen göstermelisiniz. Özelikle süt, yoğurt, sebze, meyve gibi yiyecekleri almalısınız. Kahve ve kolalı içecekler tüketmemelisiniz. Tuzlu yememeli, proteini yüksek besinlerden uzak durmalısınız.</p>
<p>Kemik erimesini önlemek için hareketli bir yaşam sürmelisiniz. Düzenli yürüyüşler, merdiven inip çıkma ve basit jimnastik hareketleri ile bunu sağlayabilirsiniz</p>
<p>Kemik erimeniz varsa kırıklardan korunmak için evin içinde düşmenizi önleyecek önlemler almalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/osteoporoz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri Hakkında Herşey</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/meme-kanseri-hakkinda-hersey/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/meme-kanseri-hakkinda-hersey/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 07:07:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs kanseri hakkinda hersşey]]></category>
		<category><![CDATA[kadın meme filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[kızlarda meme kanseri görülür mü]]></category>
		<category><![CDATA[mamografi nasıl çekiliyor kadınlar kulubü]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri hakkinda hersey]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri ile ilgili paylaşım sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri nedir]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri röntgen örneği]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanserinde röntgen görüntü örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz döneminde fizyoterapippt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1842</guid>
		<description><![CDATA[Meme Kanseri Hakkında Herşey MEME KANSERİ NEDİR ? Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir. MEME KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ NEDİR ? Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Meme Kanseri Hakkında Herşey</p>
<p>MEME KANSERİ NEDİR ?</p>
<p>Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda tanımladığımız<br />
şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.<br />
<span id="more-1842"></span></p>
<p>MEME KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ NEDİR ?<br />
Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü<br />
biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk faktörlerini taşıyan<br />
kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu<br />
faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları<br />
olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan kişiler de meme kanserine<br />
yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların yarısı, bu risk<br />
faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk faktörlerinin taşımayan<br />
kişiler de olağan kontrollerini yaptırmalıdırlar.</p>
<p>Meme kanserine yakalanma riskini artıran faktörleri kısaca şu şekilde<br />
sayabiliriz;</p>
<p>Yaş: İleri yaş önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme kanseri tanısı konan<br />
kadınların % 70’i, 50 yaş üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaşı 50 yaş üzerinde<br />
olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, yaşı 50 yaşın altında olan<br />
kadınlardan 4 kat daha fazladır. Bu nedenle, 50 yaş üzerindeki her kadın,<br />
mutlaka yılda bir defa hekime baş vurarak muayene olmalı ve mamografi dediğimiz<br />
meme filmini çektirmelidir.</p>
<p>Kişisel meme kanseri hikayesi: Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi<br />
olmuş kadınlarda, diğer memede kansere gelişme olasılığı normal kadınlara göre<br />
3-4 kat daha fazladır.</p>
<p>Ailede meme kanseri hikayesi: Aile yakınları arasında meme kanserine<br />
yakalanmış kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı, diğer kadınlara göre<br />
daha fazladır. Örneğin, kız kardeşi veya annesi meme kanserine yakalanan bir<br />
kadının, meme kanserine yakalanma riski, diğer kadınlardan 2- 5 kat daha<br />
fazladır. Bu kadınlar daha sık ve dikkatli izlenmelidir. Bu şekilde sorunları<br />
olan kadınlar, meme kanseri genetik danışmanlığının yapıldığı kliniklere baş<br />
vurarak risklerini hesaplattırmaları gerekir. Eğer aile geçiş riski yüksek<br />
bulunursa, genetik testi yaptırmalıdırlar. Vakfımız polikliniğinde bu hizmet<br />
verilmektedir.</p>
<p>Daha önce meme biopsisi yapılmış olması: Memede bir kitle nedeni ile<br />
biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör saptanmış olabilir. Bazı kanser olmayan<br />
iyi huylu tümörlerin bulunması, kanser gelişme riskini değişik oranlarda<br />
artırabilmektedir. Bu, tümörün hücresel yapısına göre değişir. Örneğin, yapılan<br />
bir biopside, çıkartılan kitlenin patolojik incelemesi sonucu atipik hiperplazi<br />
tanısı konmuş kadınlarda ( bu tamamen iyi huylu bir tümördür), meme kanseri<br />
gelişme oranı normal kadınlara göre daha fazladır.</p>
<p>Fertil çağ süresi: Adet görmeye erken başlanması, menepoza geç girilmesi,<br />
fertil cağı uzatmaktadır. Bu sırada kadın daha uzun süre östrojen hormonu etkisi<br />
altında kalmakta, meme kanseri gelişme riski artmaktadır. Erken menopoza giren<br />
kadınlarda hormon tedavisi yapılmıyor ise, meme kanseri riski önemli ölçüde<br />
azalmaktadır. Elli yaşından sonra adet görmeye devam eden kadınlarda, meme<br />
kanserine yakalanma riski az da olsa artmaktadır.</p>
<p>Doğurganlık hikayesi: İlk çocuğu doğurma yaşı önemlidir. İlk çocuğunu 30<br />
yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranı 20 yaşından önce<br />
doğuranlara göre 2 kat fazladır. Hiç çocuk doğurmayan kadınlarda risk hafif<br />
yükselmektedir</p>
<p>Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği: Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi yüksek<br />
olan kadınlarda, meme kanseri görülme oranı daha fazladır. Bu ailelerin kızları<br />
daha iyi beslendikleri için daha erken gelişmekte ve erken yaşta adet görmeye<br />
başlamaktadır. Ayrıca bu çocuklar büyüdükleri zaman eğitim ve iş nedeni ile daha<br />
geç evlenmekte ve daha geç çocuk sahibi olmaktadırlar. Bu nedenlere bağlı olarak<br />
fertil çağın erken başlaması, geç doğurma gibi nedenler sebep olarak<br />
sayılabilir. Ayrıca bunların dışında başka faktörler de rol almaktadır.</p>
<p>Östrojen hormonu tedavisi görenler: Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen<br />
tedavisi ( 10 yıldan fazla) gören kadınlarda, meme kanseri oranı artmaktadır.<br />
Fakat, hormon tedavisi almayan kadınlarda da, kalp hastalıklarında ve osteoporoz<br />
gibi sorunlarda artış ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, menopoz yakınmalarının<br />
azaltılması amacı ile, östrojen verilmesi önerilebilir fakat, mutlaka bir hekim<br />
kontrolu altında yapılmalıdır.</p>
<p>Doğum kontrol hapı kullanılması: Bu konuda farklı görüşler olmakla</p>
<p>birlikte hafif bir risk artışı olduğu ileri sürülmektedir. On yıl önce doğum<br />
kontrol hapını bırakmış olan kadınlarda ise, bu risk tamamen ortadan<br />
kalkmaktadır.</p>
<p>Alkol kullanılması: Fazla alkol alan kadınlarda, almayan kadınlara göre<br />
risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek dereceli alkol içen bir kadının<br />
meme kanserine yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha fazladır.<br />
Alkol alımının günde bir kadeh ile sınırlandırılması önerilmektedir.</p>
<p>Sigara: Sigaranın kesin bir etkisi gösterilememiştir. Fakat, genel<br />
sağlığı etkilediğinden dolayı bırakılması önerilmektedir. Şişmanlık ve yağlı<br />
beslenme: Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda<br />
meme kanserine yakalanma riskini artırdığı gözlenmiştir. Özellikle, doymuş<br />
yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi yemekler ve yağlı süt ürünlerinin fazla<br />
alınmasının bu riski artırdığı ileri sürülmüştür.</p>
<p>MEME KANSERİ RİSKİ AZALTILABİLİR Mİ ?</p>
<p>Egzersiz: Yoğun egzersiz ve jimnastik yapan kadınlarda meme kanseri<br />
riskinin azaldığı gözlenmiştir. Bu nedenle, tüm kadınlara önerilmektedir.</p>
<p>Beslenme:Meme kanseri ile beslenmenin önemli ilişkisi vardır. Sebze ve meyveden<br />
zengin beslenme, ağır yağlı yiyeceklerden uzak durulması önerilmektedir. Günlük<br />
gıda alımına C vitamini, betakaroten gibi antioksidanların eklenmesinin koruyucu<br />
etkisi olduğu ileri sürülmektedir.</p>
<p>Kısaca,<br />
şişmanlığın azaltılması,<br />
alkol alınıyorsa bırakılması.<br />
Hafif egzersiz yapılması(haftada 4 saat tempolu yürüyüş),<br />
Sebze ve meyvenin bol tüketilmesi,<br />
gibi basit önlemler ile meme kanseri riski % 30-40 oranında azaltılabilmektedir.</p>
<p>MEME KANSERİ ÖNLENEBİLİR Mİ ?<br />
Henüz meme kanserini kesin önleyen bir yöntem henüz yoktur. Günümüzde bilinen tek yöntem, erken tanıdır. Erken tanı sayesinde, meme kanserinin getirdiği sorunlar büyük oranda çözülebilmektedir. Bu sayede hastalığın toplumda yaptığı<br />
hasar en aza indirilebilir, yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde<br />
arttırılabilir.<br />
Erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili çözüm, kadınların risk durumlarına<br />
göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik protokollarının uygulamasıdır.</p>
<p>MEME KANSERİ NASIL ERKEN TESPİT EDİLEBİLİR ?<br />
Meme kanserinde erken teşhis yöntemleri, hastanın taşıdığı risk faktörlerine<br />
göre değişmektedir. Bu risk faktörlerinin arasında en başta yaş gelmektedir.<br />
Daha genç yaşlarda ortaya çıkabilmesine rağmen, ilerleyen yaş gruplarında bu<br />
risk artmaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaş gruplarında erken teşhis için<br />
alınması gereken önlemler, daha erken yaş gruplarına göre farklılık<br />
göstermektedir.</p>
<p>Yirmi yaş üzerindeki kadınlar, her ayın belirli bir döneminde kendi<br />
kendilerini muayene etmelidirler. Bu muayene sırasında meme dokusunda farklılık<br />
olup olmadığı araştırılır. Eğer bir değişiklik tespit edilirse derhal bir hekime<br />
baş vurulmalıdır. Bir değişiklik saptanmasa bile, üç yılda bir kez hekim<br />
tarafından muayene edilmelidirler.</p>
<p>Kırk yaşına gelen kadınların, kendi yaptıkları periyodik muayeneye ek<br />
olarak her yıl bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri gereklidir. Ayrıca<br />
her yıl veya iki yıl ara ile mamogrofiyi çektirmeleri gereklidir.</p>
<p>Elli yaşından sonra, kadınlar kendilerinin periyodik muayenelerine ve her<br />
yıl bir defa hekim muayenesine devam etmeli ve mamografi dediğimiz meme filmini<br />
her yıl çektirmelidir.</p>
<p>KADINLAR KENDİLERİNİ NASIL MUAYENE ETMELİDİR<br />
Erken teşhis için her kadının ayın belirli bir günü kendisini muayene etmesi</p>
<p>gerekir. Her ay düzenli olarak kendisini muayene eden bir kadın, memesinde<br />
ortaya çıkan bir kitleyi çok daha erken fark eder.</p>
<p>Kadınlara kendilerini muayene etmesini öğreten çeşitli kitap ve broşürler var.<br />
Fakat bu çoğunlukla yetersiz kalmaktadır. Meme muayenesini öğreten silikon meme<br />
kiti ve video filmleri bulunmaktadır. Vakfımızda meme muayenesi eğitimi, bu<br />
araçlar ile seminerler şeklinde verilmektedir.</p>
<p>MUAYENE SIRASINDA FARK EDİLEBİLECEK DEĞİŞİKLİKLER NELERDİR?<br />
Aşağıda değişiklikler fark edildiğinde, gecikmeden bir hekime baş vurulmalıdır:</p>
<p>Memede iki haftadan uzun süre ele gelen sertlik veya kitle,<br />
Meme derisinde kalınlaşma, şişme, renk değişikliği,<br />
Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması,<br />
Memede veya meme başında içeri doğru çekinti olması,<br />
Memenin şeklinde değişiklik,<br />
Meme başlarının pozisyonlarında değişiklik,<br />
Meme başında ortaya çıkan akıntı.</p>
<p>MAMOGRAFİ NEDİR ?<br />
Mamografi, düşük dozda çekilen bir meme rontgen filmidir. Memede, muayene ile<br />
saptanamayacak kadar küçük anormalliklerin tespit edilmesi amacı ile çekilir.<br />
Mamografinin gerçek değeri budur. Çünkü, bu sayede, hastalık muayene ile tespit<br />
edilebilecek safhadan önce saptanır. Bu nedenle kesin hayat kurtarıcıdır. Kırk<br />
yaşını geçen kadınlar her yıl veya iki yılda bir mamografi çektirmeli ve her yıl<br />
uzman bir hekime meme muayenesi olmalıdır. Elli yaşını geçen kadınlar ise her<br />
yıl mamografi çektirmeli ve hekime muayene olmalıdır.</p>
<p>MAMOGRAFİ NE ZAMAN ÇEKTİRİLİR ?<br />
Mamografi çekilirken meme, iki tabaka arasında birkaç saniye hafifçe<br />
sıkıştırılır. Bu nedenle memelerin en az hassas olduğu zamanda mamografi<br />
çekilmesi, özellikle memeleri hassas kadınlara önerilmektedir. Adet bitimini<br />
takip eden hafta, memelerin hassasiyetinin en az olduğu zamandır. Ayrıca adet<br />
bitimini takip eden hafta, hormonal nedenlerle memelerin şişliği en alt<br />
düzeydedir ve bu sırada daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu sebeplerden dolayı<br />
herhangi özel bir durum olmadıkça, mamografi çekiminin, adetin bitimini takip<br />
eden haftada yapılması önerilmektedir.</p>
<p>MAMOGRAFİ ÇEKTİRMEYE GİDERKEN NELERE DİKKAT<br />
ETMELİ ?<br />
Mamografi çekilirken belden yukarısı çıplaktır. Bu nedenle çekime gelirken iki<br />
parça elbise giyilmesi önerilir. Bu sayede çekim sırasında belden üstü<br />
kolaylıkla çıkartılabilir. Filmi etkileyebileceğinden, koltuk altlarına<br />
deodorant, talk pudrası, losyon gibi şeyler sürülmemelidir.</p>
<p>MEMEDE BİR KİTLE TESPİT EDİLDİĞİNDE NE<br />
YAPILMALI?<br />
Memede bir kitle tespit edilince bunun kanser mi, yoksa başka bir hastalık mı<br />
olduğu araştırılmalıdır. Şunu önemle vurgulamak gerekir ki, memede saptanan her<br />
kitle kanser değildir. Bu nedenle, memede şüpheli bir kitle saptanınca, hemen<br />
korkup telaşlanmaya ve paniğe kapılmaya gerek yoktur. Memede bir kitle<br />
saptandığında, bir hekime başvurarak daha ileri tetkiklerin yapılması<br />
gereklidir.</p>
<p>MEME KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR ?<br />
Son yıllarda meme kanseri tedavisinde oldukça önemli gelişmeler olmuştur. Bir</p>
<p>çok tedavi olanakları ortaya çıkmıştır. Bu olanaklar, önemli ölçüde, hastalığın</p>
<p>saptandığı safhaya göre değişir. Hastalık ne kadar erken safhada saptanırsa<br />
tedavi olanağı ve seçeneği o kadar fazla olmaktadır.</p>
<p>Meme kanseri tedavisi, günümüzde, uzmanlardan oluşan ekiplerce yapılmaktadır.<br />
Böyle bir ekip içinde cerrah, onkolog, radyasyon onkoloğu, radyolog, patolog,<br />
psikolog, plastik cerrah, fizyoterapist gibi, tıbbın değişik dallarından bir<br />
araya gelmiş ve özellikle çalışma alanları meme kanseri üzerinde yoğunlaşmış<br />
hekimler bulunur.</p>
<p>MEME AMELİYATLARI NELERDİR ?</p>
<p>Günümüzde meme kanserinin tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç farklı<br />
uygulaması vardır. Bu uygulamalar temel olarak, memenin alınmadan korunmasına<br />
yönelik olanlar ve memenin tümünün çıkartılmasına yönelik olanlar olarak iki ana<br />
gruba ayrılmaktadır. Bunlara ek olarak da, alınan memenin yerine, plastik<br />
cerrahi teknikler ile yeniden meme rekonstrüksiyonu yapılması ameliyatları<br />
vardır</p>
<p>KEMOTERAPİ NEDİR ?</p>
<p>Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar ağızdan veya<br />
damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır. Genellikle, aynı anda birkaç ilaç<br />
birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından, değişik kombinasyonlar halinde<br />
verilirler. Kemoterapi, belirli bir süre verilir ve sonra ara verilir. Bu<br />
aralarda hastanın kendisini toparlaması sağlanır. Daha sonra tekrar bir süre<br />
ilaç verildikten sonra ara verilir.</p>
<p>Bazı olgularda lokal olarak yapılan cerrahi tedaviye ek olarak, ilaç tedavisi de<br />
eklemek gerekebilir. Hastalarda cerrahi tedavi sonrası yapılan tetkiklerde,<br />
herhangi bir bölgede kanser kalmamış olsa bile, koruyucu önlem olarak bir süre<br />
ilaç tedavisi yapılabilir. Bu tedaviye adjuan kemoterapi denir.</p>
<p>HORMON TEDAVİSİ NEDİR ?</p>
<p>Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon reseptörleri (algılayıcıları)<br />
aracılığı ile dişilik hormonu olan östrojene duyarlı olabilir. Yani, östrojen<br />
hormonu bu kanser hücrelerinin büyümelerine ve artmalarına neden olabilir.<br />
Hormon tedavisinde amaç, bu şekilde östrojen reseptörü içeren ve bu hormona<br />
duyarlı olan kanser tiplerinde, östrojen etkisinin ortadan kaldırarak kanserin<br />
gelişmesinin önlenmesidir. Bu amaçla günümüzde kullanılan ilaç, tamoxifendir.<br />
Tamoxifen tedavisi, genellikle en az iki yıl ve en fazla beş yıl sürmektedir.</p>
<p>IŞIN TEDAVİSİ (RADYOTERAPİ) NEDİR?</p>
<p>Işın tedavisi, meme bölgesine ve koltuk altına uygulanarak, cerrahi girişimden<br />
sonra kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin öldürülmesini sağlamak amacı ile<br />
yapılır. Bu tedavinin de, diğer tedaviler gibi bazı yan etkileri vardır. Bu<br />
tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten yakınırlar. Memede şişme ve ağırlık<br />
hissi ortaya çıkabilir. Bu yan etki yaklaşık bir yılda kendiliğinden kaybolur.<br />
Tedavi edilen bölgedeki deri, güneş yanığı rengini alabilir. Bu da yaklaşık bir<br />
yıl içinde azalır.</p>
<p>ERKEKLERDE DE MEME KANSERİ GÖRÜLÜR MÜ ?</p>
<p>Kadınlara kıyasla daha az görülmekle birlikte, erkeklerde de meme kanseri<br />
görülebilir. Her 100 meme kanserinden birisi erkeklerde görülür. 1993-1997<br />
yılları arasında, erkeklerde görülen meme kanseri oranı % 50 artış göstermiştir.<br />
Bu nedenle erkeklerin de bu konuda duyarlı olmaları gereklidir.</p>
<p>DÜNYADA MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?</p>
<p>Meme kanseri bir çok ülkede, kadınların en korkulu sağlık sorunu olma özelliğini</p>
<p>taşımaktadır. Günümüzde ABD’ de, sekiz kadından birisi meme kanserine</p>
<p>yakalanmaktadır. Bu oran Avrupa ülkelerinde on kadında birdir. Meme kanseri ile<br />
ilgili sayıları şu şekilde sıralayabiliriz;</p>
<p>1950-1970 yılları arasında ABD’ de, 1milyon kadın meme kanseri nedeni ile<br />
hayatını kaybetti. Bu sayı ABD’nin 2. Dünya savaşı, Kore ve Vietnam savaşlarında<br />
kaybettiği insan sayısından fazladır. 1998 yılında Avrupa’da 1 milyon kadın,<br />
meme kanserin nedeni ile tedavi görmektedir. 2000 yılında dünyada 1 milyon<br />
kadına, yeni meme kanseri tanısı konacaktır. Dünyada her 11 dakikada 1 kadın,<br />
meme kanseri nedeni ile hayatını kaybediyor. Dünyada her 3 dakikada 1 kadına,<br />
yeni meme kanseri tanısı konuyor.</p>
<p>TÜRKİYEDE MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?</p>
<p>Türkiye’ de sağlıklı bir istatistik bulunmuyor. Gerek beslenme, gerekse iklim</p>
<p>açısından, ülkemiz şartlarına yakın sayabileceğimiz bir Akdeniz ülkesi olan</p>
<p>İtalya istatistiklerini ülkemize uyguladığımızda, Türkiye’ de her yıl 30 bin<br />
kadın meme kanserine yakalanmaktadır.</p>
<p>Sayılar soyut kavramlar oldukları için fazla bir anlam taşımayabilir. Fakat bir<br />
an durup düşünürsek, yakın çevremizde, akraba ve dostlarımız arasında, bu sorun<br />
ile karşılaşmış birkaç tanıdığımızı, mutlaka anımsayacağız. Sorunun hiç de<br />
sandığımız kadar bizden uzak olmadığını, güç de olsa kabul etmeliyiz.</p>
<p>DÜNYADA MEME KANSERİ ARTIŞ GÖSTERİYOR MU?</p>
<p>Hastalığın diğer bir özelliği de, görülme sıklığının artıyor olmasıdır. Kırk yıl</p>
<p>önce 1960 yıllarında, ABD’ de yirmi kadından birisinde meme kanseri görülürken,</p>
<p>günümüzde sekiz kadından birisinde meme kanseri görülmektedir. Hastalığın<br />
gösterdiği bu artış, tüm gelişmiş batı ülkelerinde izlenmektedir. Meme kanseri<br />
görülme oranı artış göstermekle birlikte, teknolojik gelişme ve erken tanı<br />
olanaklarının artmasına bağlı olarak, meme kanseri ölüm oranı aynı kalmıştır,<br />
artmamıştır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/meme-kanseri-hakkinda-hersey/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Menepozda Ortaya Çıkan Ruhsal Değişiklikler</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/menepozda-ortaya-cikan-ruhsal-degisiklikler/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/menepozda-ortaya-cikan-ruhsal-degisiklikler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 07:06:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[menepozda faydalı içecekler]]></category>
		<category><![CDATA[menepozda kadının ruh hali]]></category>
		<category><![CDATA[menepozda ortaya cikan ruhsal degisiklikler]]></category>
		<category><![CDATA[menepozda ruhsal ç]]></category>
		<category><![CDATA[menepozda ruhsal degisimler]]></category>
		<category><![CDATA[menepozdaki kadın]]></category>
		<category><![CDATA[menepozun beyne etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1840</guid>
		<description><![CDATA[Menepozda Ortaya Çıkan Ruhsal Değişiklikler Menepozda Ortaya Çıkan Ruhsal Değişiklikler Menopozun ortaya çıktığı yaş kadında sıklıkla önemli bazı sosyal değişikliklerin de ortaya çıktığı bir zamana denk gelir. Menopoz döneminde kadın öncelikle yıllardan beri alışık olduğu bir bedensel işlevini &#8220;yitirmiş&#8221; olmanın üzüntüsünü yaşar. Bu tümüyle normal bir durumdur. Her ay adet görmeye alışmış bir kadın adet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Menepozda Ortaya Çıkan Ruhsal Değişiklikler</p>
<p>Menepozda Ortaya Çıkan Ruhsal Değişiklikler</p>
<p>Menopozun ortaya çıktığı yaş kadında sıklıkla önemli bazı sosyal değişikliklerin de ortaya çıktığı bir zamana denk gelir.</p>
<p>Menopoz döneminde kadın öncelikle yıllardan beri alışık olduğu bir bedensel işlevini &#8220;yitirmiş&#8221; olmanın üzüntüsünü yaşar. Bu tümüyle normal bir durumdur. Her ay adet görmeye alışmış bir kadın adet kanamaları ortadan kalktığında yakın bir arkadaşından ayrılmış olma duygusuna kapılabilir. Bazı kadınlar ise adet kanamalarının kesilmesinden memnuniyet duyarlar.</p>
<p><span id="more-1840"></span></p>
<p>Menopoz Yaşlanmanın Başlangıcı Değildir</p>
<p>Menopoz dönemine giren kadınların bir kısmı bu dönemi yaşlanmanın başlaması ile eşdeğer görürler. Bu, tümüyle mantıklı bir düşünce olmayabilir. Geçen yıl adet gören ve bu yıl kanaması duran bir kadın bu süre içerisinde birden yaşlı bir insan olmaz, yalnızca bir yıl yaşlanır.</p>
<p>Kriter alınması gereken zamansal olarak yaşlanma değil, günlerini sağlıklı olarak geçirmeye devam etmektir. Beden ve ruh sağlığı yerinde olmayan bir insan ne kadar genç olursa olsun, ne kadar uzun yaşarsa yaşasın mutlu ve üretken olamayacaktır.</p>
<p>Menopoz Depresyon Gelişimi İçin Bir Risk Faktörü Değildir</p>
<p>Önceleri menopoz dönemi depresyon gelişimi için ciddi bir risk faktörü olarak görülmüş ve psikiyatristlerin hastalık tanısında kullandıkları &#8220;DSM Tanı Kriterleri Kitabı&#8221;&#8216;nda &#8220;involusyonel melankoli&#8221; terimi menopoza bağlı olarak ortaya çıkan depresyon durumunu tanımlamak için kullanılmıştır. Günümüzde menopozun kendisinin depresyon gelişme riskini artırmadığı görüşünün benimsenmesi üzerine DSM&#8217;nin en güncel versiyonunda bu tanı yer almamaktadır.</p>
<p>Uyku Bozuklukları</p>
<p>Menopoz dönemi bir yandan ateş basmaları, öte yandan &#8220;tuhaf belirtiler&#8221; olarak gruplandırılan belirtiler topluluğunun etkisiyle uykusuzluğun ortaya çıkmasına veya uyku kalitesinin azalmasına neden olabilir. Ek olarak östrojen hormonu eksikliğinin beyine etki ederek direkt olarak uyku özelliklerini olumsuz etkilediği bilinmektedir.</p>
<p>Uyku bozuklukları uzun süre devam ettiğinde gerginlik, sinirlilik, yorgunluk, halsizlik, unutkanlık, yorgun uyanma ve konsantrasyon bozukluklarına yol açabilmektedir.</p>
<p>Menopoz döneminde ortaya çıkan uyku bozukluklarının tedavisinde östrojen hormonu tedavisinin önemli bir yeri vardır. Östrojen hormonunun uykuya dalma süresini kısalttığı ve uyku kalitesini artırdığı klinik deneylerde gösterilmiştir.</p>
<p>Duygu durum Değişiklikleri</p>
<p>İnsan her zaman aynı ruh durumunda olamaz. Zaman zaman keyifli ve neşeli, zaman zaman daha durgun olabilir. İnsan ruhunun bu özelliği duygu durum (İngilizce mood) olarak adlandırılır.</p>
<p>Yukarıda tarif edilen duygu durumu düz bir çizgi üzerinde gösterecek bir çizgi çizdiğimizi varsayalım. Çizginin ortası insanın kendinde görmeye alışkın olduğu ortalama ruh halini temsi eder. Çizgi üzerinde sağa gidildikçe insanın giderek daha keyifli bir duygu duruma ulaştığını, sola gidildikçe ise daha çökkün bir duygu duruma ulaştığını kabul edelim. Bu çizgiyi bir tahterevalli şekline dönüştürdüğümüzde tahterevallinin sürekli hafifçe hareketli olduğunu görebiliriz. Bu hareketlilik genellikle günden güne daha belirgin hale gelse de bazı insanlarda günün değişik saatlerinde bir sola bir sağa kayma görülebilir ve bu normaldir.</p>
<p>Normal dışı olan, tahterevallinin baskın olarak solda ya da sağda durması ya da çok büyük hareketler yapmasıdır. Bu aşırı hareketlilik kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyen duygulara neden olacaktır. Psikiyatride, oluşturduğumuz tahterevalli modelinde dengenin sürekli sol tarafta yer almasına depresyon, sürekli sağ tarafta yer almasına ise mani adı verilir. Bu tanımlama konumuzun daha iyi anlaşılabilmesi açısından basitleştirilmiştir. Gerçekte bu iki duygu durum bozukluğunun tarifi bu kadar kolay yapılamaz.</p>
<p>Menopoz döneminde olan kadınlarda tahterevalli dengesi sola kaymaya meyillidir. Daha önceden bahsedildiği gibi bu durumun menopozun kendisinden kaynaklanmadığı, daha çok menopoz dönemine tesadüf eden diğer sosyal değişikliklerle ilgili olduğu düşünülmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/menepozda-ortaya-cikan-ruhsal-degisiklikler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ateş basması atakları</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/ates-basmasi-ataklari/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/ates-basmasi-ataklari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 07:06:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ates basmasi]]></category>
		<category><![CDATA[ates basmasi ataklari]]></category>
		<category><![CDATA[ates basmasi neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[ateş basması nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[ateş basması terleme]]></category>
		<category><![CDATA[ateş basması ve terleme]]></category>
		<category><![CDATA[ateş basmasının nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[ateş ve terleme]]></category>
		<category><![CDATA[ateşbasması]]></category>
		<category><![CDATA[kadinlarda ates basmasi]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak basması nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak basmasının nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[vücuda ateş basma stres]]></category>
		<category><![CDATA[vucuda ateş basması nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu ateş basması]]></category>
		<category><![CDATA[yüze ateş basması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1838</guid>
		<description><![CDATA[Ateş basması atakları Ateş basması yüz bölgesinden başlayan, boyun ve göğüs kısmına, bazen tüm vücuda yayılabilen, bazen yoğun terlemeye neden olabilen bir &#8220;sıcak basması&#8221; olarak tarif edilebilir. Bedende hissedilen sıcaklığın önceleri yalnızca bir his olduğu düşünülmekteyken son bilimsel çalışmalar, ataklar esnasında bedensel ısının gerçekten arttığını göstermektedir. Ateş basması menopoz dönemindeki kadınların önemli bir kısmının yaşadığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ateş basması atakları</p>
<p>Ateş basması yüz bölgesinden başlayan, boyun ve göğüs kısmına, bazen tüm vücuda yayılabilen, bazen yoğun terlemeye neden olabilen bir &#8220;sıcak basması&#8221; olarak tarif edilebilir. Bedende hissedilen sıcaklığın önceleri yalnızca bir his olduğu düşünülmekteyken son bilimsel çalışmalar, ataklar esnasında bedensel ısının gerçekten arttığını göstermektedir.<br />
<span id="more-1838"></span></p>
<p>Ateş basması menopoz dönemindeki kadınların önemli bir kısmının yaşadığı bir belirtidir. Genellikle menopozun ilk yıllarında ortaya çıkan bu durum bazı kadınların günlük yaşamını etkileyecek kadar şiddetli olabilirken, bazılarında önemsenmeyecek kadar hafif geçebilmektedir.</p>
<p>Ateş basması ataklarla seyreder ve bazı kadınlarda ataklar çok ender ortaya çıkarken, bazılarında günlük atak sayısı 50 üzerinde olabilir. Ataklar bazı kadınlarda saniyeler sürerken, bazılarında birkaç dakika devam edebilir.</p>
<p>Özellikle Adet Öncesi Gerginlik Sendromu yaşayan kadınlarda ateş basmaları menopoza geçiş döneminde ortaya çıkabilmekle beraber ateş basması, menopoz dönemine özgü bir belirti olarak kabul edilir.</p>
<p>Ateş basması atakları genellikle menopozun ilk 1-2 yılında devam eder ve bu süre sonunda ortadan kalkar. Bazı kadınlarda ataklar 5 yıldan uzun süre devam edebilmektedir.<br />
Ataklar östrojen hormonu tedavisiyle çoğu durumda kontrol altına alınabilmekle beraber özellikle ruhsal stres durumlarında ek olarak başka ilaçların da tedaviye eklenmesi gerekebilmektedir.</p>
<p>Neden Ateş Basması Olur?</p>
<p>Östrojen hormonu beyin işlevleri üzerinde oldukça önemli etkilerde bulunur. Bu etkilerini gösterirken beyin dokusunda bulunan nörotransmitter adı verilen maddeleri aracı olarak kullanır.</p>
<p>Ateş basmasının beyinde hipotalamus bölgesinde östrojen hormonu etkisinin azalması ve beden ısısını ayarlaya &#8220;termostat&#8221; mekanizmada nörotransmitter madde dengesinin azalmasıyla ortaya çıktığı düşünülmektedir.</p>
<p>Nörotransmitter Nedir?</p>
<p>Nörotransmitter iki sinir hücresi arasındaki bağlantıyı sağlayan kimyasal bir maddedir. Daha basit bir anlatımla nörotransmitterleri iki sinir hücresi arasında bilgi alışverişini sağlayan ulaklar olduğu söylenebilir. Bu ulakların işlevleri sayesinde beyinde bulunan milyarlarca sinir hücreleri saniyenin binde birinden daha kısa bir sürede birbirleriyle etkileşimde bulunabilirler.</p>
<p>Bir ismi hatırlamak, bir cümleyi ezberlemek, bir bedensel hareket yapmak, bir duygu yaşamak ve daha binlerce ruhsal ve bedensel işlev beyin içindeki ve dışındaki bölgelere bu kimyasal maddeler aracılığıyla iletilir ve işlem tamamlanır.</p>
<p>Nörotransmittter maddelerinin azalması veya çoğalması bu işlevlerin aksamasına neden olabilir. Başta serotonin adı verilen madde olmak üzere henüz yapısı tam olarak aydınlatılamamış olan binlerce madde nörotransmitter olarak görev yapmaktadır.</p>
<p>Günümüzde çeşitli ruhsal hastalıkların tedavisinde nörotransmitter dengesini sağlamaya yönelik ilaçlar başarıyla kullanılabilmekte ve her geçen yıl bu ilaçlara yenileri eklenmektedir.<br />
Menopoz döneminde santral sinir sisteminde östrojen etkisinin azalmasına bağlı olarak ateş basması, uyku bozuklukları, mood (duygulanım) değişiklikleri, hafıza bozukluğu ve Alzheimer hastalığı ortaya çıkabilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/ates-basmasi-ataklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Menopoza girme yaşı</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/menopoza-girme-yasi/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/menopoza-girme-yasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 07:05:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[menopoza]]></category>
		<category><![CDATA[menopoza girme yasi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1836</guid>
		<description><![CDATA[Menopoza girme yaşı Bir kadının ortalama menopoza girme yaşı 49.3 ±5 olarak kabul edilmektedir. Kadınların yaklaşık %1&#8242;i 40 yaşından önce menopoza girer. Menopoza girme yaşı kalıtsal olarak belirlenmiştir ve ilk adet kanaması yaşı, emzirme, doğum kontrol hapı kullanımı, ırk, eğitim, boy ve son gebelik yaşı gibi değişkenlerden etkilenmez. Sigara kullanımı yumurta hücrelerinin ölümüne neden olduğundan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Menopoza girme yaşı</p>
<p>Bir kadının ortalama menopoza girme yaşı 49.3 ±5 olarak kabul edilmektedir. Kadınların yaklaşık %1&#8242;i 40 yaşından önce menopoza girer.</p>
<p>Menopoza girme yaşı kalıtsal olarak belirlenmiştir ve ilk adet kanaması yaşı, emzirme, doğum kontrol hapı kullanımı, ırk, eğitim, boy ve son gebelik yaşı gibi değişkenlerden etkilenmez.</p>
<p><span id="more-1836"></span></p>
<p>Sigara kullanımı yumurta hücrelerinin ölümüne neden olduğundan, özellikle günde 20 adet ve daha fazla sigara içen kadınların menopoza girme yaşlarının 1-2 yıl geriye gittiği belirlenmiştir.</p>
<p>Bazı bilimsel veriler:<br />
Hiç doğum yapmamışolan kadınların menopoza erken girdikleri gözlemlenmektedir.<br />
Çalışmalar anne ile kızın aynı yaşlarda menopoza girdiklerini göstermektedir. Bu durum menopoza girme yaşının kalıtsal özelliklerle yakın ilişkide olduğunu düşündürmektedir.<br />
Kaynak: Delinetciler Paylaşım Forumu http://www.delinetciler.net/forum/kadin-hastaliklari/23063-menopoza-girme-yasi.html<br />
Beslenme bozukluğu olan ve vejetaryen beslenme tarzı benimseyen kadınların nispeten daha erken yaşlarda menopoza girdikleri görülmektedir.<br />
Aşırı alkol kullanan kadınlar menopoza daha geç girmektedirler. Bunun en muhtemel nedeni alkolün karaciğerdeki etkileri nedeniyle bu kadınlarda östrojen hormon seviyelerinin daha yüksek olmasıdır.<br />
Düşük kilolu kadınlar menopoza daha erken girme eğilimindedir. Bu durum bu kadınların yağ dokusunun östrojen üretimine katkısından faydalanamamalarından kaynaklanır.<br />
İş yaşamı ve diğer yaşam şartlarının menopoza girme yaşını etkilediği düşünülmemektedir.<br />
Yüksek yerlerde yaşayanlar menopoza daha erken girmektedir.<br />
Yumurtalıkların kan dolaşımının etkilendiği bir jinekolojik ameliyat geçiren kadınlar (rahimin alınması gibi) menopoza daha erken bir yaşta girebilirler.<br />
Rahim içi gelişme geriliği ile (düşük kilolu) doğan kadınlar menopoza daha erken girmektedirler.<br />
Erken Menopozun Tanımı</p>
<p>Kadınların bir kısmı nispeten erken bir yaşta (örneğin 40 yaşında) menopoza girebilir. Böyle bir durumda yapılması gerekenler &#8220;normal&#8221; yaşta menopoza giren bir kadında yapılması gerekenlerle aynıdır.</p>
<p>Erken Menopozun nedenini belirlemeye yönelik olarak ileri inceleme yapılma gerekliliğini belirleyen yaş alt sınırı çoğu durumda 35 olarak kabul edilir. 35 yaşından erken menopoza girilmesi durumunda genellikle, 30 yaşından önce menopoza girilmesi durumunda ise mutlaka bazı incelemeler yapılmalı ve muhtemel neden ortaya çıkarılmalıdır </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/menopoza-girme-yasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Jinekoloji (kadın hastalıkları ve dogum)</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/jinekoloji-kadin-hastaliklari-ve-dogum/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/jinekoloji-kadin-hastaliklari-ve-dogum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 07:05:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[bebe yağı ve cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[jinekolog kontrol pozisyonları]]></category>
		<category><![CDATA[jinekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[jinekolojik hastaliklar]]></category>
		<category><![CDATA[kadin hastaliklari ve dogum]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları ve doğum forum sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları ve jinekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[marmara bölgesi kadın doğum hastaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[myom kadı lar kulü ü]]></category>
		<category><![CDATA[powerpoint jinekolojik makale]]></category>
		<category><![CDATA[vajina kayganlığı sağlamak için bebe yağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1834</guid>
		<description><![CDATA[Jinekoloji (kadın hastalıkları ve dogum) Ağrılı cinsel ilişki: Disparoni Cinsel ilişki esnasında kadının geçici bir zaman için ya da sürekli olarak ağrı duyması durumudur. Cinsel tatminin önünde çok büyük bir engeldir.Kadınların yaklaşık %15&#8242;i bu rahatsızlığı zaman zaman yaşar, %1-2 kadında ise sürekli bir disparonia durumu söz konusudur. Cinsel yönden aktif hemen her yaştaki kadını etkileyebilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Jinekoloji (kadın hastalıkları ve dogum)</p>
<p>Ağrılı cinsel ilişki: Disparoni</p>
<p>Cinsel ilişki esnasında kadının geçici bir zaman için ya da sürekli olarak ağrı duyması durumudur. Cinsel tatminin önünde çok büyük bir engeldir.Kadınların yaklaşık %15&#8242;i bu rahatsızlığı zaman zaman yaşar, %1-2 kadında ise sürekli bir disparonia durumu söz konusudur. Cinsel yönden aktif hemen her yaştaki kadını etkileyebilir. Disparonide etkilenen organlar vajinal kaslar, hymen, bazı durumlarda rahim ve beyindir.</p>
<p><span id="more-1834"></span></p>
<p>Cinsel aktivite esnasında ya da öncesinde genital bölgede yaşanan ağrı olarak tanımlanır. Bu ağrı zaman zaman ilişki sonrasında da görülebilir. Ağrının şiddeti ilişkiden ilişkiye ya da pozisyona göre değişkenlik gösterebilir.</p>
<p>Yüzeyel ve derin disparonia olarak 2 ana başlık altında incelenir. Yüzeyel ya da eksternal disparonia da ilişki esnasında sürtünmeye bağlı olarak yanma ya da kuruluk hissi bulunur. Yetersiz ıslanma sonucu ortaya çıkar. Önsevişmenin uzun tutulması yolu ile doğal kayganlığın sağlanması ya da bazı kayganlaştırıcı jellerin kullanılması sorunu giderebilir.Yüzeyel disparoniye bazı enfeksiyonlar (özellikle mantar) neden olabilir. Bu yüzden detaylı bir jinekolojik muayene gerekir.</p>
<p>Derin disparonia ise ilişkinin kuvvetli anlarında derin penetrasyon esnasında duyulan ağrıdır. Bu ağrıya derin penetrasyon esnasında basınca duyarlı olan iç organların normal cevabı neden olabilir. Bu durumda derin penetrasyondan kaçınılmalıdır. Kadının derin penetrasyonu kontrol edebildiği cinsel birleşme pozisyonları bu sorunun giderilmesine yardımcı olabilir. Eğer sorun ısrarcı ise jinekoloji konsültasyonu faydalı olabilir. Bu gibi durumlarda altta yatan neden bir enfeksiyon ya da endometriozis olabilir.</p>
<p>Nedenleri<br />
Bunlar fiziksel ya da psikolojik kökenli olabilir.<br />
Fiziksel nedenler:</p>
<p>Genital organlarda enfeksiyon<br />
Geçirilmiş operasyon ya da radyoterapi gibi nedenlere bağlı nedbe dokusu<br />
Epizyotomi nedbesi<br />
Myom ya da diğer rahim tümörleri<br />
Endometriozis<br />
Normalden daha kalın kızlık zarı<br />
Ürethrada (mesanenin vajinaya açılan kısmı) zedelenme<br />
Yetersiz kayganlık<br />
Menopoz sonrası olduğu gibi hormon yetersizliğine bağlı vajinal kuruluk<br />
Psikolojik nedenler</p>
<p>Gebe Kalma korkusu<br />
Gebelik esnasında bebeğe fiziksel zarar gelebileceği korkusu<br />
Yetersiz önsevişme neticesinde<br />
Cinsel tecrübe ve bilginin yetersiz olması<br />
Daha önceden geçirilmiş seksüel yaralanma ya za psikolojik travma<br />
Partnere karşı geçici isteksizlik<br />
Olarak sayılabilir. Ayrıca stress, yeni geçirilmiş ya da henüz devam eden hastalık hali, yorgunluk gibi durumlar riski arttırabilir.</p>
<p>Tedavi<br />
Disparonia tedavi edilmediği taktirde kişisel ilişkilere zarar veren, cinsel deneyimlerden keyif almayı engelleyen ve uzun dönemde kişinin kendine olan saygısını zedeleyen bir durumdur. Tedavide asıl amaç altta yatan fiziksel veya psikolojik nedenleri gün ışığına çıkarmak ve bu faktörleri ortadan kaldırmaktır.</p>
<p>Tedavi amaçlı günde 3-4 defa tekrarlanan 10-15 dakikalık ılık oturma banyoları hassasiyeti ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Cinsel ilişki esnasında allerji yapmayan bebe yağı gibi kayganlaştırıcılar kullanılabilir. Hekim kontrolü altında vajinayı genişletmeye yönelik egzersizler ya da cerrahi girişimler yapılabilir. Disparoninin tedavisinde en etkili yönemlerden biriside değişik birleşme pozisyonları deneyerek en az ağı verenini bulmaya çalışmaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/jinekoloji-kadin-hastaliklari-ve-dogum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
