﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık güncel - hastalıklar,çocuk sağlığı, kadın sağlığı, erkek sağlığı, şifalı bitkiler,alternatif tıp &#187; Hastalıklar</title>
	<atom:link href="http://www.saglikguncel.net/kategori/hastaliklar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikguncel.net</link>
	<description>sağlık bilgileri,sağlıklı yaşam ve alternatif tıp ile ilgili geniş bilgi kaynağı.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Jul 2010 08:48:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Bilincini kaybeden kişiye su vermeyin</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/bilincini-kaybeden-kisiye-su-vermeyin/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/bilincini-kaybeden-kisiye-su-vermeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 02:06:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1850</guid>
		<description><![CDATA[Bilincini kaybeden kişiye su vermeyin Uz. Dr. Ülkümen Rodoplu,bilincini kaybeden kişiye su verilmemesi konusunda uyarıda bulundu. Avrupa Acil Tıp Birliği Başkan Vekili Uz. Dr. Ülkümen Rodoplu, sıcak çarpması tablosunda gerçek vücut ısısının 41 dereceyi aştığını, böyle durumlarda ilk yardımın çok önemli olduğunu bildirdi. Rodoplu, yaptığı açıklamada, aşırı sıcak hava ve yüksek nem oranının yaşlılar, bebekler, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilincini kaybeden kişiye su vermeyin </p>
<p>Uz. Dr. Ülkümen Rodoplu,bilincini kaybeden kişiye su verilmemesi konusunda uyarıda bulundu.</p>
<p>Avrupa Acil Tıp Birliği Başkan Vekili Uz. Dr. Ülkümen Rodoplu, sıcak çarpması tablosunda gerçek vücut ısısının 41 dereceyi aştığını, böyle durumlarda ilk yardımın çok önemli olduğunu bildirdi.</p>
<p><span id="more-1850"></span></p>
<p>Rodoplu, yaptığı açıklamada, aşırı sıcak hava ve yüksek nem oranının yaşlılar, bebekler, hamileler, kalp ve damar ile şeker hastaları, şişmanlar ve bazı cilt hastalığı olanları daha kolay etkilendiğini belirtti. </p>
<p>Ülkümen Rodoplu, önümüzdeki günlerde çöl sıcaklarının beklendiği Türkiye&#8217;de, önemli sağlık sorunlarının yaşanabileceğini ifade etti. </p>
<p>Türkiye&#8217;de 65 yaşının üzerindeki kişilerde aşırı sıcak nedeniyle her bir milyon kişiden 5&#8242;inin öldüğünü, bu oranın 5-44 yaş arasında milyonda 1&#8242;den daha az olduğunu anlatan Rodoplu, şöyle devam etti: </p>
<p>&#8220;Sıcak çarpmasında, sıvı kayıpları, yerine konulamadığında özellikle yaşlılarda ve bebeklerde ölüme yol açabilir. Sıcaklarda şişmanlar, kalp ve damar hastaları, yanık, egzema, sedef, ter bezi bozuklukları bulunanlar, hareketsiz kalanlar, alkolikler ve uzun süre ısıya maruz kalan sporcular, nöbetçi askerler, madenciler ve itfaiyeciler risk altındadır. </p>
<p>Sıcak çarpması tablosunda, gerçek vücut sıcaklığı 41 dereceyi aşar. Bu durumda santral sinir sistemi bozukluğu ve terleyememe görülür. Dolayısıyla, asıl sorun terleyemediğimizde başlar.&#8221; </p>
<p>İlk yardım önemli </p>
<p>Dr. Rodoplu, bu durumda ilk yardımın önem taşıdığını söyledi. Hastanın öncelikle sıcak ortamdan uzaklaştırılması, yatırılarak veya oturtularak dinlendirilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Rodoplu, sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>&#8220;Sıcak çarpması olan hasta için derhal serinletici önlemler alınmalıdır. Öncelikle giysilerin çıkarılıp, hastanın esintili ve serin bir yere alınması çok önemlidir. Bilinci yerinde değilse, yarı baygın veya nöbet geçiriyorsa kesinlikle ağzından sıvı vermeyin. Bilinci yerindeyse sıvı verin. Su ve ayran en doğru seçenektir. 30 dakika içinde iyileşme görülmezse, bilinci bulanıklaşırsa ve vücut ısısı düşmezse, 112&#8242;yi arayarak hastayı en kısa sürede hastaneye ulaştırın.&#8221; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/bilincini-kaybeden-kisiye-su-vermeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>bildirimi zorunlu olan hastalıklar</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/bildirimi-zorunlu-olan-hastaliklar/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/bildirimi-zorunlu-olan-hastaliklar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 02:05:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[bildirimi zorunlu olan hastaliklar]]></category>
		<category><![CDATA[bildirimi zorunlu olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[bildirimi zorunlu olmayan hastaliklar]]></category>
		<category><![CDATA[kabakulak bildirimi]]></category>
		<category><![CDATA[kabakulak bildirimi zorunlu hastalik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1848</guid>
		<description><![CDATA[bildirimi zorunlu olan hastalıklar Bulaşıcı hastalık bildirimleri, Bakanlığımızca yayınlanan 24.02.2004 tarih ve 1534 sayılı Bulaşıcı Hastalıkların Bildirimi sistemi yönergesi ile yeniden düzenlenerek 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmıştır. GRUP A HASTALIKLAR Şarbon Bruselloz Kuduz ve Kuduz Riskli Temas Sıtma Şark Çıbanı Poliomyelit Difteri Boğmaca Tetanos Neonatal Tetanos Kabakulak Kızamık Kızamıkçık Tüberküloz HIV Enfeksiyonu AIDS [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>bildirimi zorunlu olan hastalıklar </p>
<p>Bulaşıcı hastalık bildirimleri, Bakanlığımızca yayınlanan 24.02.2004 tarih ve 1534 sayılı Bulaşıcı Hastalıkların Bildirimi sistemi yönergesi ile yeniden düzenlenerek 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmıştır. </p>
<p>GRUP A HASTALIKLAR</p>
<p>Şarbon </p>
<p><span id="more-1848"></span><br />
Bruselloz<br />
Kuduz ve Kuduz Riskli Temas<br />
Sıtma<br />
Şark Çıbanı<br />
Poliomyelit<br />
Difteri<br />
Boğmaca<br />
Tetanos<br />
Neonatal Tetanos<br />
Kabakulak<br />
Kızamık<br />
Kızamıkçık<br />
Tüberküloz<br />
HIV Enfeksiyonu<br />
AIDS<br />
Gonore<br />
Sifilis<br />
Tifo<br />
Akut Kanlı İshal<br />
Kolera<br />
Viral Hepatitler (Akut)<br />
Meningokokkal Hastalık<br />
GRUP B HASTALIKLAR</p>
<p>Sarı Humma<br />
Veba<br />
Tifüs<br />
Çiçek<br />
GRUP C HASTALIKLAR</p>
<p>Trahom<br />
İnfluenza<br />
Lejyoner Hastalığı<br />
Tularemi<br />
Kist Hidatik(Ekinokokkoz)<br />
Akut Hemorajik Ateş<br />
Toksoplazmoz<br />
Subakut Sklerozan Panansefalit<br />
Leptosipiroz<br />
Shistosomiyaz<br />
Lepra<br />
Kongenital Rubella Sendromu<br />
Visseral Leishmaniosis (Kala-Azar)<br />
Cretzfelt Jakob Hastalığı<br />
Hemophilus Enfluenza Tip b Menenjiti<br />
GRUP D HASTALIKLAR</p>
<p>Cryptosporidium<br />
Giardia İntestinalis<br />
Campylobacter Jejuni<br />
Listeria Monocytogenes<br />
Salmonella<br />
Chlamydia Trachomatis<br />
Enterohemorrhagic E. Coli<br />
Entamoeba Histolytica<br />
Shigella </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/bildirimi-zorunlu-olan-hastaliklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bel Kemiği Düzleşmesi</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/bel-kemigi-duzlesmesi/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/bel-kemigi-duzlesmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 14:51:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[bel düzleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bel düzleşmesinin nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[bel kemiği düzleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bel kemiği neden düzleşir]]></category>
		<category><![CDATA[boyun duzlesmesi]]></category>
		<category><![CDATA[boyun düzleşmesinin nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[lomber lordoz düzleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[omurga düzleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[omurganın yapısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1695</guid>
		<description><![CDATA[Bel Kemiği Düzleşmesi Omurga Düzleşmesi Lomber Lordoz Düzleşmesi Vücudumuzun beden veya gövde dediğimiz bölümünde omur (vertebra) adı verilen kemikler üst üste dizilerek omurgayı yani belkemiği (oolumna vertebralis) dediğimiz yapıyı oluşturur. Sert kemiklerden oluşan ve çevresindeki kaslarla çok iyi korunan omurga, vücudun en sağlam bölümlerinden biridir. Omurga deyince vücuda dik duruşunu kazandıran ilgili dokular anlaşılır. Omurga [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bel Kemiği Düzleşmesi</p>
<p>Omurga Düzleşmesi<br />
Lomber Lordoz Düzleşmesi</p>
<p>Vücudumuzun beden veya gövde dediğimiz bölümünde omur (vertebra) adı verilen kemikler üst üste dizilerek omurgayı yani belkemiği (oolumna vertebralis) dediğimiz yapıyı oluşturur. Sert kemiklerden oluşan ve çevresindeki kaslarla çok iyi korunan omurga, vücudun en sağlam bölümlerinden biridir. Omurga deyince vücuda dik duruşunu kazandıran ilgili dokular anlaşılır. Omurga ya da sırt kemiği iskelette yandan bakılınca hafif S harfi şeklinde esnek bir yay bicimındedır</p>
<p><span id="more-1695"></span></p>
<p> Bu duruşu onu, dik haldeyken uğrayacağı sürekli darbelerden korur Ver-tebra kemiklerinin arasında, kıkırdak diskleri vardır Bunlar sayesinde vertebra kemiklerini incitmeden sağa, sola dönmeyi, yere eğilmeyi sağlayabiliriz Disk kayması ya da fıtığı (disk hernısı) denilen durumlarda omurganın hareket yeteneği azalır.<br />
Ayrıca omurilik sinirleri basınç altında kaldığında şiddetli ağrılar meydana gelir. Beyinle vücut arasında iletişimi sağlayan ayrıca birçok refleks hareketini kontrol eden bir organımız olan omurilik (spınal cord) omurganın içindeki kanalda kuyruk sokumuna kadar uzanır.</p>
<p>normalde omurganın bel bölgesi , yandan bakıldığında hafifçe öne doğru konveksite gösterir ki , buna normal lordoz denir.<br />
bel ağrısı nedeniyle omurga etrafındaki kalın adelelerin spazmı sonucu lomber lordoz düzleşir.</p>
<p>lomber lordoz bir hastalık değil , bel ağrısı sonucu röntgende ortaya çıkan bir bulgudur. hemen her bel ağrısında çekilen röntgen filmlerinde lomber lordoz düzleşebilir.<br />
hülasa ; bel adelelerinin spazmı sonucu omurganın bel kısmındaki düzleşmenin radyolojik olarak saptanan röntgen bulgusuna &#8220;lomber lordoz düzleşmesi&#8221; denir.</p>
<p>Bel ağrılarını önlemek için ; iyi bir fizik tedavi görmeniz ve bazı hususlara dikkat etmeniz gerekmektedir.</p>
<p>Bel ağrılarını önlemek için öneriler:</p>
<p>1. Egsersiz ve beslenme:<br />
•Bel ağrısı yapmayan aerobik egzersizler yapın.<br />
•Aşırı kilolardan kaçının, eğer varsa aşırı kilolarınızı verin.</p>
<p>2. Uyurken:<br />
•Yatınca şeklini değiştirmeyen bir yatak seçin.<br />
•Yan yatarken sırtınıza binen baskıyı azaltmak için dizinizi bükün (diz probleminiz varsa bu şekilde yatmak dizinizde kontraktürlere sebep olabilir)<br />
•Sırtüstü yatarken dizlerin altına küçük bir yastık koyun (şayet bir diz hastalığınız yoksa).</p>
<p>3. Otururken:<br />
•Sandalyenizin arkalığında belinizdeki normal kavsi koruyabilecek bir destek bulundurun.<br />
•Masaya yakın oturun ayağınızı yerle temas ettirin.<br />
•Araba kullanırken pedallara kolay ulaşabilecek şekilde oturun.<br />
•Kalçanız ile dizlerinizi aynı seviyede tutun.</p>
<p>4. Ayakta Dururken ve Yürürken:</p>
<p>•Uzun süre ayakta duracaksanız, sık sık ağırlığı bir bacaktan diğerine aktarın.<br />
•Mutfakta uzun süre ayakta duracaksanız bir ayağınızın altına bir yükseklik koyun<br />
•İşinizi kendinizi zorlamayacak bir yükseklik seviyesinde yapın.<br />
•Dik durun.<br />
•Ayaklardan birini alçak bir yere koyun.<br />
•Bastığınız yerin sert zemin olmasına dikkat edin.<br />
•Sportif, alçak topuklu ayakkabı giyin.<br />
•Üç doğal kavsinizin hizasını bozmayın.<br />
•Yürürken yük taşıyorsanız yükün hep aynı elinizde durmamasına dikkat edin. Her iki elde de yük varsa yükleri eşit olarak her iki ele verin.</p>
<p>5-Eğilirken, Yük Kaldırırken</p>
<p>•Profesyonel haltercilerin yaptığı gibi başınızı dik tutun, bel kavsinizi koruyun.<br />
•Dizler ve kalçalarınızı kırarak eğilirseniz üç doğal kavsinizin hizasını korumuş olursunuz.<br />
•Zeminin dengeli olmasına dikkat edin ve kaldıracağınız yüke yakın olun.<br />
•Çömelin derin bir nefes alın ve nefesinizi tutarak (karın kaslarını bele destek olması için) yüke yapışın.<br />
•Dönerken belinizi değil ayaklarınızı döndürün.<br />
•Yükü göğsünüze yapıştırarak beldeki yükünüzü azaltın.<br />
•Eğilerek değil çömelerek yükü yere koyun parmaklarınıza dikkat edin.<br />
•Ayaklarınızın arasını biraz açın ve yükü her iki ayağa eşit dağıtın. Kaldıracağınız ağır yük omuz hizasından daha yüksek ise sağlam bir taburenin üzerine çıkarak yükü alın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/bel-kemigi-duzlesmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ürtiker &#8211; Anjioödem Nedir?</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/urtiker-anjioodem-nedir/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/urtiker-anjioodem-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 14:50:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ürtiker çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[ürtiker nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ürtiker tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1693</guid>
		<description><![CDATA[Ürtiker &#8211; Anjioödem Nedir? Ürtiker &#8211; Anjioödem Nedir? Ürtiker sıklıkla karşılaşılan bir deri lezyonudur. Kendi başına bir hastalık olmayıp, birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkan bir klinik tablodur. ÜRTİKER deri yüzeyinde oluşan etrafı kızarıklıkla ile çevrili, büyüklüğü birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişen, çeşitli şekillerde kaşıntılı ve ödemli (şiş) plaklardır. Halk arasında &#8220;kurdeşen&#8221; veya &#8220;dabaz&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ürtiker &#8211; Anjioödem Nedir?</p>
<p>Ürtiker &#8211; Anjioödem Nedir?</p>
<p>Ürtiker sıklıkla karşılaşılan bir deri lezyonudur. Kendi başına bir hastalık olmayıp, birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkan bir klinik tablodur.</p>
<p>ÜRTİKER deri yüzeyinde oluşan etrafı kızarıklıkla ile çevrili, büyüklüğü birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişen, çeşitli şekillerde kaşıntılı ve ödemli (şiş) plaklardır. Halk arasında &#8220;kurdeşen&#8221; veya &#8220;dabaz&#8221; olarak adlandırılır.</p>
<p><span id="more-1693"></span></p>
<p>Dudak veya iç organların mukoza ödemleriyle birlikte olan ya da, derinin derin kısımlarını tutan formuna ise ANJİOÖDEM adı verilmektedir.</p>
<p>Ürtiker Hipokrat zamanından beri bilinmektedir. Bu terimin, dokunulduğunda kızarıklık ve kaşıntıya neden olan, ısırgan otu &#8220;Urtica ureus&#8221; un bir türevi olduğu kabul edilmektedir.</p>
<p>Ürtiker atakları 6 haftadan kısa bir zaman periyodunu içeriyorsa AKUT ÜRTİKER, lezyonlar 6 haftadan daha uzun bir süre ataklar halinde tekrarlayarak devam ediyorsa KRONİK ÜRTİKER olarak adlandırılır.</p>
<p>Ürtiker tüm yaş gruplarında görülebilir, ancak akut ürtiker genellikle çocuk ve genç erişkinlerde, kronik ürtiker ise erişkinlerde ve özellikle orta yaş bayan hastalarda daha sık olarak gözlenmektedir.</p>
<p>Ürtiker plakları vücudun herhangi bir bölgesinde oluşabilmektedir, ancak anjioödem genellikler yüz, dil, eller ve ayaklar, ve genital organlarda görülmektedir.</p>
<p>AKUT ÜRTİKER ve ANJİOÖDEM</p>
<p>Akut ürtiker ve anjioödem kısa süreli atakları tanımlar.<br />
Bu atakların toplam süresi 6 haftadan kısadır. Genellikle ilaçlara ya da gıdalara karşı oluşmaktadır.</p>
<p>Tüm ilaçların ürtiker ve anjioödem oluşturma potansiyeli taşıdıkları unutulmamalıdır. Özellikle gözden kaçırılmaması gereken günlük hayatta sıklıkla kullanılan aspirin, vitaminler, ve antigribal ilaçların da ürtikere neden olabileceğidir.</p>
<p>Akut ürtiker-anjioödemin muhtemel bir nedeni de enfeksiyonlardır. Çocuklarda viral enfeksiyonların seyri sırasında, erişkinlerde ise Hepatit B virus enfeksiyonlarının erken döneminde geçici ürtiker atakları görülemektedir.<br />
Parazit hastalıklarında da ürtiker görülebilmektedir.</p>
<p>KRONİK ÜRTİKER ve ANJİOÖDEM</p>
<p>Kronik ürtiker ve anjioödeme neden olan faktörün belirlenme oranı genelde %20&#8242;yi geçmemektedir.<br />
Kronik ürtiker sistemik bir hastalığın bulgusu olarak ortaya çıkabilir. Damar iltihabları klinik olarak klasik ürtikerden ayrılamayacak şekilde kronik ürtiker tablolarına neden olabilirler.</p>
<p>Kişinin emosyonel (duygusal) durumu ürtiker ve anjioödemde hastalığın seyrini etkilemektedir. Hastanın sorunlarının ya da günlük streslerinin giderilmesi kronik ürtiker tedavisinin başarısını artırır.</p>
<p>Kronik ürtikerin önemli kısmında otoimmünitenin (yani bağışıklık sisteminin kendi doku ve hücrelerine karşı reaksiyon göstermesi) rol oynadığı gösterilmiştir.</p>
<p>Kaynak: Allerji ve İç Hastalıkları Uzmanı Doçent Dr. A. Zafer Çalışkaner</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/urtiker-anjioodem-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ürtiker- Kurdeşen</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/urtiker-kurdesen/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/urtiker-kurdesen/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 14:50:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kurdeşen]]></category>
		<category><![CDATA[kurdeşen nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kurdeşen tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[ürtiker]]></category>
		<category><![CDATA[ürtiker nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ürtiker tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1691</guid>
		<description><![CDATA[Ürtiker- Kurdeşen Ürtiker Hastalığı Kurdeşen Hastalığı Ürtiker vücudun herhangi bir yerinde gruplar halindeoluşan, soluk kırmızı renkli kabarıklıklardır. Bu döküntü bir kaç saat içinde geriler. Eski bir döküntü solarken yerine yenileri çıkabilir. Boyutları bir kalem arkası büyüklüğünden, bir tabak büyüklüğüne kadar değişebilir ve birleşerek büyük alanlar oluşturabilirler. Genellikle kaşıntılıdır, fakat yanma ve batma hissi de olabilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>	Ürtiker- Kurdeşen</p>
<p>Ürtiker Hastalığı<br />
Kurdeşen Hastalığı</p>
<p>Ürtiker vücudun herhangi bir yerinde gruplar halindeoluşan, soluk kırmızı renkli kabarıklıklardır. Bu döküntü bir kaç saat içinde geriler. Eski bir döküntü solarken yerine yenileri çıkabilir. Boyutları bir kalem arkası büyüklüğünden, bir tabak büyüklüğüne kadar değişebilir ve birleşerek büyük alanlar oluşturabilirler. Genellikle kaşıntılıdır, fakat yanma ve batma hissi de olabilir.</p>
<p><span id="more-1691"></span></p>
<p>Ürtiker kan plazmasının derideki küçük damarlardan dışarı çıkması sonucu oluşur. Bu duruma histamin denen kimyasal maddenin salgılanması neden olur. Histamin mast hücresi dediğimiz hücrelerden salgılanır. allerjik reaksiyonlar, yiyeceklerin içinde bulunan bazı kimyasal maddeler ve bazı ilaçlar histamin salınımına neden olabilir. Bazen ürtikerin neden oluştuğu saptanamayabilir.</p>
<p>Ürtiker oldukça yaygındır. İnsanların % 10-20 si yaşamı boyunca en az bir kez ürtiker atağı geçirir. Bir çok atak bir kaç gün veya haftada geriler. Bazen de yıllarca sürebilir.<br />
Ürtiker göz etrafında, dudakda, cinsel bölgede geliştiğinde aşırı bir şişliğe neden olur. Bu durum hastaları korkutmasına rağmen, genellikle 24 saat içinde geriler. Bununla birlikte nefes almakta ve yutkunmakta zorluk var ise acilen bir doktora başvurulmalıdır.</p>
<p>Akut Ürtiker</p>
<p>Altı haftadan kısa süren ürtikere akut ürtiker denilir. Bu tip ürtikerlerde genellikle ürtikere sebep olan neden bulunabilir. En sık rastlanılan neden gıdalar, ilaçlar ve enfeksiyonlardır. Böcek ısırıkları ve bazı iç hastalıkları ile birlikte görülebilir. Diğer nedenler ise basınç, soğuk ve güneş ışınlarıdır.</p>
<p>Gıdalar</p>
<p>En sık ürtiker yapan gıdalar fındık, çikolata, balık, domates, yumurta ve süttür. Pişmemiş yiyecekler pişmişlere göre daha sık olarak reaksiyona neden olur. Gıdalara eklenen katkı maddeleri ve koruyucular da ürtikere neden olabilir.<br />
Ürtiker neden olan yiyeceğin yenilmesinden bir kaç dakika ile 2 saat arasındaki bir sürede meydana gelir. Bu süre gıdanın sindirim sisteminden emilme süresine göre değişir.</p>
<p>İlaçlar</p>
<p>Antibiyotik, ağrı kesici, sakinleştirici ve idrar söktürücü ilaçlar sıklıkla ürtikere neden olur. Anti asit denen mide ilaçları, romatizmada kullanılan ilaçlar, vitaminler, göz ve kulak damlaları, kabızlık ilaçları vajinal fitiller ürtiker nedeni olabilir. Bu tip bir döküntünüz olduğunda doktorunuza kullandığınız ilaçları söylemek önemlidir.<br />
Enfeksiyonlar<br />
Bir çok enfeksiyon ürtikere neden olabilir. Çocuklarda soğuk algınlığı en sık rastlanılan nedendir.</p>
<p>Kronik ürtiker</p>
<p>Altı haftadan fazla süre devam eden ürtikere kronik ürtiker denilir. Bu tip ürtikerin nedenini bulmak, akut ürtikere göre çok zordur. Kronik ürtilerli hastaların çok azında etken saptanabilir. Doktorunuz ürtikerin sebebini bulmak için size bir takım sorular soracaktır. Hastalığa ait spesifik bir test bulunmadığından doktorunuz size soracağı sorular ve muayene bulgularına göre bazı testler isteyecektir.</p>
<p>Fiziksel ürtikerler</p>
<p>Ürtiker güneş ışınları, sıcak, soğuk, basınç, titreşim ve egzersize bağlı olarak gelişebilir. Güneş ışınlarına karşı gelişen ürtikere solar ürtiker denilir. Bu durum nadiren görülür ve güneşe maruz kalındıktan bir kaç dakika sonrasında gelişir ve bir iki saat içinde geriler. Soğuğa karşı gelişen ürtiker daha yaygındır. Bu tip ürtiker soğuğa maruz kaldıktan sonra derinin ısınması ile ortaya çıkar. Eğer soğuk vücudun geniş alanını etkilemişse, çok fazla histamin salgılanır ve bu durum nefes darlığı, yaygın kızarıklık, yaygın ürtiker ve bayılmaya neden olabilir.</p>
<p>Dermografik ürtiker</p>
<p>Deride yapılan bir ovuşturma veya bir herhangi bir cisim ile bastırıldığında bu alanda ürtiker gelişmesi dermografizm olarak bilinir. Bu durum toplumda % 5 oranında görülür. Özellikle genç bayanlarda aylarca hatta yıllarca devam edebilir.</p>
<p>Tedavi</p>
<p>En iyi tedavi etkenin saptanması ve bu etkenden sakınılmasıdır. Bu kolaylıkla yapılamaz ve bazen imkansızdır. Doktorunuzun yazacağı antihistaminik dediğimiz ilaçlar genellikle ürtikerde iyileşme sağlar. Ürtikerin oluşmaması için en iyi yol anthistaminiklerin düzenli bir şekilde alınmasıdır. Doktorunuz size en uygun olan bir veya birden fazla antihistaminik seçeneğini reçeteleyebilir. Şiddetli olgularda epinefrin veya kortizon enjeksiyonuna ihtiyaç duyulabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/urtiker-kurdesen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Check-up büyüteç altında</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/check-up-buyutec-altinda/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/check-up-buyutec-altinda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 14:49:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[altında]]></category>
		<category><![CDATA[büyüteç]]></category>
		<category><![CDATA[check-up]]></category>
		<category><![CDATA[checkup]]></category>
		<category><![CDATA[checkup buyutec altinda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1689</guid>
		<description><![CDATA[Check-up büyüteç altında Kapalı alan korkusu olan hastalara müjde… Pek çoğumuza mezara girermiş hissi veren MR çektirme, artık açık cihazda yapılıyor. Pek çoğumuza mezara girermiş hissi veren MR çektirme, artık açık cihazda yapılabiliyor. Yıllarca baş &#8211; boyun ağrıları çekip de korkusundan MR çektiremeyenler var. Öte yandan EKG, Efor Test, Elektro, Sonografi gibi check &#8211; up [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Check-up büyüteç altında</p>
<p>Kapalı alan korkusu olan hastalara müjde… Pek çoğumuza mezara girermiş hissi veren MR çektirme, artık açık cihazda yapılıyor. Pek çoğumuza mezara girermiş hissi veren MR çektirme, artık açık cihazda yapılabiliyor. Yıllarca baş &#8211; boyun ağrıları çekip de korkusundan MR çektiremeyenler var. Öte yandan EKG, Efor Test, Elektro, Sonografi gibi check &#8211; up tetkiklerinin çoğunun anlamını bilmiyoruz ve gereksiz yere tahlil yaptırarak fazladan masrafa giriyoruz. Check &#8211; up nedir? Hangi birimlerden oluşur? Hangi tahliller gereklidir? Yapılan bu tahlillerin anlamı nedir? Check &#8211; up kavramına hangi tetkikler girer. Bu soruların yanıtını Radyoloji Uzmanları Dr. Ozan Tanyü ve Dr. Saffet Yahyaoğlu verdi.</p>
<p><span id="more-1689"></span></p>
<p>Ultrason (Sonografi)</p>
<p>Ultrason, zararlı x ışınlarını vermeyen, ses dalgalarıyla çalışan bilgisayarlı bir cihaz. Radyolog tarafından uygulanan bu tetkikte meme, karaciğer, safrakesesi, safra kanalları, batına ait damarlar, yumurtalıklar, pankreas ve böbrekler değerlendirilebiliyor. İnceleme kesinlikle “radiodiagnostik” ihtisası yapmış bir radyolog tarafından yapılmalı ve rapor hazırlanmalı.</p>
<p>Akciğer grafisi</p>
<p>Belirli mesafeden, arka ve ön pozisyonda kişinin vücut yapısı, ağırlığı ile değişen miktarlarda x ışını verilerek çekilen grafiler. Göğüs kemik yapısı, akciğer, diyafragma, kalp ve kalpten çıkan büyük damarlar incelenebiliyor.</p>
<p>Kolestreol ölçümü</p>
<p>Biyokimyasal parametreler olan total kolesterol, HDL kolesterol, LDL kolesterol ve trigliserid düzeyleri ile kardyovasküler sistem hastalıkları değerlendirilir. Ayrıca bunlar damar sertliği ve hipertansiyon gibi hastalıklardan korunmada da kullanılır.</p>
<p>Ca 125</p>
<p>Ca 125 denilen kanser markerleri ile bağırsak ve genital sistem hastalıkları hakkında da bilgi sahibi olabiliriz. 40 yaş üzerindeki kadınlarda yapılan bu tetkik, bir biyokimya uzmanı tarafından değerlendirilir.</p>
<p>İdrar tahlili, üre, ürik asit</p>
<p>Basit bir idrar tahlili, böbrek ve idrar yolu hastalıklarının değerlendirilmesinde kullanılır. Örneğin idrar dansitesinde artma veya azalma olması böbrek yetmezliğinin tanısında çok önemli. Böbrek yetmezliğinin ilk aşaması kanda artan ürik asit değerleri ortaya koyabiliyor. Daha sonra artan üre değerleri ise böbrek yetmezliğinin derecesi hakkında bilgi sahibi olmayı sağlıyor.</p>
<p>Sgot, Sgpt, Gamma Gt, LHD</p>
<p>Tüm bu enzimler safra kesesi ve karaciğer hastalıklarının tanısı için ölçülür. Ayrıca LHD’nin kan düzeyinde artması hastalık göstergesi olarak kullanılabileceği gibi, bazı kan hastalıklarının ön tanısında da yararlı bir inceleme.</p>
<p>HBsAg</p>
<p>Günümüzde çok yaygın bir bulaşıcı hastalık olan Hepatit B’nin tanı ve izlenmesinde HBsAg denen tanı metodu kullanılıyor. Bu tarama testinin kullanıma girmesiyle birlikte hastalıktan korunma da mümkün hale geldi.</p>
<p>Kan sayımı</p>
<p>Kan sayımı ile kansızlık, enfeksiyonların bakteriyel mi, yoksa viral mi olduğunun tanısı konularak, ayrıca hastanın kan pıhtılaşma sisteminde bir bozukluk olup olmadığının da araştırması yapılabiliyor.</p>
<p>Kalsiyum, alkali fosfat<br />
Menopoz dönemindeki her kadında kemiklerinde birtakım değişiklikler başlar ve check &#8211; up amacıyla yapılan bu test, gerekli tedavinin belirlenmesinde oldukça önemli.</p>
<p>Glukoz</p>
<p>Çağımızın hastalığı olan diyabet, ileri dönemlerine kadar bazen hiç belirti vermeyebiliyor. Kandaki glukoz düzeyinin riskli gruplarda en az iki kez taranması ile gizli kalmış birçok diyabet hastası ortaya çıkarılıp tedavisine başlanıyor.</p>
<p>Kapalı MR<br />
Dr. Saffet Yahyaoğlu kapalı MR’ın bazı hastalar için çektirmesi güç olmasına rağmen, magnetik alan gücü ve görüntü kalitesinin açık MR’a nazaran daha güçlü olduğunu söylüyor. MR’da kişiye radyasyon verilmiyor. Tanısı konulan hastalıklar ise şöyle:<br />
* Beyin ve omurilik hastalıklarının tümü<br />
* Beyin ve boyun damarlarının tetkiki (MR anjiyografi)<br />
* Bel ve boyun fıtıkları<br />
* Prostat kanserinin erken tanısı ve evrelenmesi<br />
* Diz, dirsek, ayak bileği, kalça &#8211; omuz gibi eklem ve kemik hastalıkları<br />
* Kalp ve damarlara yönelik göğüs boşluğu tetkiki<br />
* Karaciğer, dalak ve safra yolları gibi karın organlarının detaylı incelenmesi</p>
<p>Açık MR<br />
Dr. Ozan Tanyü, vücutta herhangi bir zararlı ışın kullanmadan tüm bölgelerin detaylı incelenmesine olanak tanıyan MR cihazlarında devrim yapan açık MR’ın, özellikle kapalı alan korkusu olan hastalara büyük kolaylık sağladığını söylüyor; “Çocuklar, yaşlılar, sıkıntılı veya aşırı kilolu olanlar için dört tarafı tamamen açık olan bu cihaz, hareketli çekimleri ile eklemlerdeki kaymalar, trafik kazaları sonrası yaralanmalarında detaylı bilgi verebiliyor, ayrıca açık MR’da tanı amaçlı biyopsi de yapılabiliyor. Aşırı kifoz (kambur) hastalığı olanlar, aşırı kilolular, eklem protezi olanlarda açık MR çok daha kolay çekilebiliyor” diyor.</p>
<p>Ekokardiyografi<br />
Kalbin ultrasonografi olarak incelenmesine ekokardiyografi adı veriliyor. Kalbin hareketleri grafik şeklinde yazdırılarak, oda genişlikleri ve kapak hareketlerinin ölçümleri yapılabiliyor. Yetişkinlerde kalp hastalıklarının tanısı, çocuklarda ise konjenital kalp hastalıklarının değerlendirilmesinde önemli bir tetkik.</p>
<p>Bilgisayarlı tomografi<br />
Bilgisayarlı tomografi ile gerçekleştirilen görüntüleme yönteminde x ışını kullanılıyor, tüpten çıkan ışınlar organizmaya geçerek dedektörlerce görüntüye dönüştürülüyor. Bu görüntü yumuşak doku incelemelerinde röntgenden daha detaylı ve kaliteli görüntü elde etmeyi sağlıyor</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/check-up-buyutec-altinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş çarpmasını ciddiye alın</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/gunes-carpmasini-ciddiye-alin/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/gunes-carpmasini-ciddiye-alin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 14:48:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[alın]]></category>
		<category><![CDATA[çarpmasını]]></category>
		<category><![CDATA[ciddiye]]></category>
		<category><![CDATA[ciddiye alin]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[gunes carpmasini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1687</guid>
		<description><![CDATA[Güneş çarpmasını ciddiye alın Güneş çarpması, aşırı sıcak sonucu beden ısısını ayarlayan mekanizmanın bozulmasına bağlı gelişen sıcak çarpması tedavi edilse bile öldürücü olabilir ya da kalıcı zararlar verebilir. Bu nedenle de önlem alınması büyük önem taşır. Güneş çarpması kızgın güneş altında uzun süre kalanlarda ve daha çok çocuklarda görülen bir yaz hastalığıdır. Şiddetli baş ağrısı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş çarpmasını ciddiye alın</p>
<p>Güneş çarpması, aşırı sıcak sonucu beden ısısını ayarlayan mekanizmanın bozulmasına bağlı gelişen sıcak çarpması tedavi edilse bile öldürücü olabilir ya da kalıcı zararlar verebilir. Bu nedenle de önlem alınması büyük önem taşır.</p>
<p><span id="more-1687"></span><br />
Güneş çarpması kızgın güneş altında uzun süre kalanlarda ve daha çok çocuklarda görülen bir yaz hastalığıdır. Şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve yüksek ateşle kendini gösterir. Böyle bir durumda hastanın serin bir yere götürülmesi, vücudu sıkan giysilerin çıkarılması, başıma soğuk kompres veya buz torbası konulması önerilir. Ateş çok yüksekse vücudun ıslak bir çarşafla sarılması, hastanın havadar bir yerde tutulması ve serin bir cankurtaranla hastaneye taşınması gerekir. Başa ve kasıklara uygulanan soğuk kompres de vücut sıcaklığını düşürür.</p>
<p>Güneş çarpması, aşırı sıcak sonucu beden ısısını ayarlayan mekanizmanın bozulmasına bağlı ciddi bir durumdur. Tedavi edilse bile öldürücü olabilir ya da kalıcı zararlar verebilir; bu nedenle güneş çarpmasına karşı önlem alınması büyük önem taşır. Makine dairesi, çelik tezgahları gibi çok sıcak yerlerde çalışanlarda da hiç güneş görmemelerine karşılık, ‘güneş çarpması’ etkileri ortaya çıkabilir. Bu nedenle doktorlar son yıllarda “güneş çarpması” yerine genellikle “sıcak çarpması” terimini kullanmaktalar. Bedende ortaya çıkan değişiklikler aşırı ısıya karşı bir tepkidir. Fakat direkt olarak güneş ışınlarına maruz kalmak o bölgenin o anki hava sıcaklığından da daha fazla ısınmasına neden olacağından sıcak çarpması görülme riskini arttırır. Özellikle başı direkt güneş ışınlarından korumak (şapka ) bu nedenle büyük önem taşır.<br />
NEDENLERİ<br />
Bedenin, ısı yitirmeye yarayan iki mekanizması vardır. Birincisi, damarların genişleyerek deriye daha fazla kan taşımasıdır, böylece deri yüzeyinden yitirilen ısı miktarı artar. İkincisi de ter bezlerinin salgısıyla derinin soğutulmasıdır. Ter bezleri deri yüzeyine tuzlu bir salgı (ter) gönderirler ve bu hemen buharlaşarak derinin ısı yitirmesini sağlar. Sıcak çarpmasında önemli olan, yalnızca termometrede okunan sıcaklık değildir. Isının beden üstündeki etkisini artıran çeşitli koşullar vardır. Sözgelimi hava çok nemliyse, ter kolayca buharlaşamaz ve bu yüzden ısı kaybı zorlaşır. Hava çok durgunsa, hava akımıyla beden yüzeyinden ısı atılması zorlaşır.</p>
<p>Terle birlikte tuz ve su yitirilmesi, “sıcak yorgunluğu” denen duruma yol açabilir. Bu da, denetim altına alınmazsa, bedenin ısı ayarlayıcı mekanizmalarını iflasa kadar götürür. Ama beden zamanla sıcağa uyum sağlayıp, tuz yitimini düşürür ve böylece sıcaklık değişikliklerinden daha az etkilenir. Çocuklar ve yaşlı insanlar, bedenlerindeki ısı düzenleyici mekanizmalar yetersiz olduğundan, sıcaklık değişikliklerinden fazla etkilenir. Ayrıca yaşlılar, genellikle sıcakta gereğinden fazla giyinirler. Sıcağa alışkın olmayanlar, şişman kişiler, çok içki içenler ve ateşli hastalık geçirmekte olanlar için de sıcak çarpması tehlikesi daha yüksektir.<br />
Alkollü içecekleri içmeyiniz</p>
<p>ÇOCUKLAR İÇİN ÖNLEMLER:<br />
Güneş ışınlarının en kuvvetli olduğu saatlerde, sabah 10:00 ile öğleden sonra 15:00 arasında çocuğunuzu direkt güneşte bırakmayın.<br />
Gölge kuralını öğretin. Gölgeniz kendinizden ufaksa çocuğunuzu güneşe çıkarmayın.<br />
Şapka, uzun kollu tişört gibi koruyucu elbiseler giydirin.<br />
Bebek 6 aydan küçükse koruyucu krem sürmektense koruyucu elbise ve gölgelikli bebek arabası kullanın ve bebeği gölgede bırakın.<br />
Güneşten koruyucu kremler kullanın.<br />
Her iki ultraviyole dalgasına yani UVA ve UVB’ye karşı koruyucu ürünler kullanın. Koruma faktörü en az 15 olsun. Güneşe çıkmadan yarım saat önce uygulayın. Eğer suda fazla kalıyorsa veya havluyla kurulanıyorsa tekrar tekrar sürün.<br />
UVA ve UVB’ye karşı yüzde 100 koruyuculuğu olan güneş gözlüğü taktırın. Kenarları kapalı gözlükleri tercih edin.<br />
Güneş ışınlarının yansımalarına dikkat edin, beyaz kum ve su ışınları yansıtır, bu gibi alanlarda korunmayı artırın. Dağlar da yüksekliği nedeniyle yüksek koruma gerektirir.<br />
Çocuğunuzun cildini arada muayene ederek benlerinde büyüme olup olmadığına dikkat edin.</p>
<p>BELİRTİLER<br />
Sıcak çarpmasının üç ana belirtisi, çok yüksek ateş (41º C’tan fazla), terleyememe ve komaya kadar giden sinir sistemi bozukluklarıdır. Ruhsal durum bozuklukları, uyumsuzluk ve baş ağrısı, sersemlik ve yürümede zorlukla birlikte görülebilecek ilk belirtilerdir. İleri evrelerde bilinç yitimi de olabilir.</p>
<p>İlerlemiş sıcak çarpması çok tehlikelidir, tedavi edilse bile hastaların yüzde 20’si ölür. İyileşenlerin sinir sistemlerinde kalıcı hasarlar oluşabilir; denge ve koordinasyonlarının normale dönmesi ise aylar alır. Ama ilk belirtide tanı konur ve tedaviye bilinç yitiminden önce girişilirse, iyileşme şansı yüksektir.</p>
<p>YAPILMASI GEREKENLER<br />
Hasta gölge bir yere götürülmeli.<br />
Nasıl yapabiliyorsa, hasta çok hızlı bir şekilde soğutulmalı.<br />
Vücut sıcaklığını takip edilmeli, sıcaklık 38 &#8211; 39º C’ye düşünceye kadar soğutmaya devam edilmeli.<br />
Alkollü içecekler kesinlikle verilmemeli.<br />
Bilinci ve davranışları normalse içecek bir şey verilmeli.<br />
Eğer bilinci yerinde değilse içecek bir şey verilmemeli, boğulmasına neden olabilirsiniz.<br />
Kusuyorsa yan yüzükoyun yatırılmalı.<br />
Çok acele tıbbi yardım çağırılmalı.</p>
<p>Belirtiler ortaya çıkar çıkmaz doktor çağrılmalı. Bu arada hastanın ateşi düşürülmeye çalışılmalı. Ateş 38º C’a kadar düşürülebilir ama daha aşağı inerse hastanın dolaşım şokuna girebileceği unutulmamalı.</p>
<p>Hastayı serinletmenin en iyi yolu soğuk su banyosudur. Güneş çarpmasına karşı en etkili yol güneşten ve sıcaktan korunmaktır. Bu amaçla bedenin aşırı ısınmamasına, güneş altında fazla kalmamaya, sıcakta bol ve serin tutan giysiler giymeye, sıcak iklimde çalışırken fazla su içip tuz almaya dikkat etmek gerekir.</p>
<p>Güneş çarpması çoğunlukla dikkatsiz davranma sonucu oluşur. Özellikle yaz aylarında insanların bronzlaşma hevesleri ağır sonuçlara yol açabilir. Kısa sürede yanık bir tene kavuşmak isteyen çoğu kişi güneşe çıktıkları ilk gün çok uzun süre güneş altında kalır. Oysa bunun sıcak çarpmasının yanı sıra yanıklara da yol açması gibi ciddi sonuçları bulunur. En iyisi güneşe yavaş yavaş alışmak ve bu konuda aşırıya kaçmamaktır.</p>
<p>Bu arada güneşe çıkarken güneş ışınlarının açısını da göz önüne almak gerekir. Güneşin en tehlikeli olduğu saatler öğle saatleridir. Güneş çarpması ya da ciltte oluşan lekeler, alerjik reaksiyonlar ve yanıklar için uzman bir doktora görünmeyi, en önemlisi tüm bunların küçük tedbirlerle önlenebileceğini unutmayın!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/gunes-carpmasini-ciddiye-alin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemek Alerjisine Dikkat!</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/yemek-alerjisine-dikkat/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/yemek-alerjisine-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 14:48:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[alerjisine]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yemek alerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[yemek alerjisine dikkat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1685</guid>
		<description><![CDATA[Yemek Alerjisine Dikkat! Aşağıda sıralanan gıdalar en sık alerji sebebi olanlardır: EN SIK : mısır, yumurta, balık, süt, kuruyemiş ( özellikle yerfıstığı ), buğday OLDUKÇA SIK : alkol, yemiş, kereviz, kara buğday, esmer şeker, çikolata, hindistan cevizi, kahve (büyüklerde), hardal, portakal ve diğer turunçgiller, yerfıstığı yağı, nohut, patates, soya, domates, maya BAZEN : muz, peynir, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yemek Alerjisine Dikkat!</p>
<p>Aşağıda sıralanan gıdalar en sık alerji sebebi olanlardır:</p>
<p>EN SIK : mısır, yumurta, balık, süt, kuruyemiş ( özellikle yerfıstığı ), buğday</p>
<p>OLDUKÇA SIK : alkol, yemiş, kereviz, kara buğday, esmer şeker, çikolata, hindistan cevizi, kahve (büyüklerde), hardal, portakal ve diğer turunçgiller, yerfıstığı yağı, nohut, patates, soya, domates, maya</p>
<p><span id="more-1685"></span></p>
<p>BAZEN : muz, peynir, vişne, dana eti, gıda boyası, pamuk tohumu, sarımsak, bezeliye, karpuz, mantar, soğan, erik, baharat, ıspanak, klor içeren musluk suyu, vitaminler</p>
<p>SEYREK : elma, kayısı ve kayısı suyu, pancar, havuç, üzüm ve üzüm suyu, bal, kivi, yulaf, şeftali ve şeftali suyu, pirinç, somon balığı, tuz, meyve konsantreleri, vanilya </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/yemek-alerjisine-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tiroidin Çalışma Bozuklukları</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/tiroidin-calisma-bozukluklari/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/tiroidin-calisma-bozukluklari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 14:36:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluklari]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[guatir]]></category>
		<category><![CDATA[tiroidin]]></category>
		<category><![CDATA[tiroidin calisma bozukligu]]></category>
		<category><![CDATA[tiroit]]></category>
		<category><![CDATA[titoid bezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1683</guid>
		<description><![CDATA[Tiroidin Çalışma Bozuklukları TİROİDİN ÇALIŞMA BOZUKLUKLARI Tiroidin az çalışması ( hipotiroidizm ) Tiroidin yeteri kadar çalışamamasına, yani yeteri kadar hormon üretememesine hipotiroidizm adı verilir. Bu durumda organlar daha az enerjiye sahiptir ve daha az çalışıyordur, diğer bir deyişle ****bolizmada çeşitli derecelerde yavaşlama vardır. Bu hastaların en önemli yakınmaları : * * İş yapmada isteksizlik * [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tiroidin Çalışma Bozuklukları</p>
<p>TİROİDİN ÇALIŞMA BOZUKLUKLARI</p>
<p>Tiroidin az çalışması ( hipotiroidizm )</p>
<p>Tiroidin yeteri kadar çalışamamasına, yani yeteri kadar hormon üretememesine hipotiroidizm adı verilir. Bu durumda organlar daha az enerjiye sahiptir ve daha az çalışıyordur, diğer bir deyişle ****bolizmada çeşitli derecelerde yavaşlama vardır. Bu hastaların en önemli yakınmaları :<br />
<span id="more-1683"></span></p>
<p>*<br />
* İş yapmada isteksizlik<br />
* Yorgunluk<br />
* Soğuğa karşı dayanıksızlık<br />
* Tedaviye dirençli kabızlık<br />
* İştahsızlığa karşın kolay kilo alma<br />
* Tırnaklarda incelme ve kırılma<br />
* Ciltte kuruma<br />
* Göz çevresinde elde ve yüzde şişlik (ödem)<br />
* Vücut kıllarında azalma<br />
* Ter salgısının azalması veya kaybı<br />
* Daha ileri devrelerde unutkanlık ve dil büyümesi gibi bulgular tabloya eşlik edebilir.<br />
* Özellikle yaşlı hastalarda tablonun ilerlemesi koma ile sonuçlanabilir.</p>
<p>Tiroidin az çalışmasına neden olan durumlar nelerdir ?</p>
<p>Hipotiroidizme neden olabilen birçok hastalık vardır. Bunların hemen hepsi tiroid hormon yapımında azalmaya neden olmaktadır. Çok küçük bir grupta hormon düzeyi normal olmasına karşın hormonların dokular tarafından kullanılmasında sorun vardır. Bu grupta genetik bozukluk söz konusudur. Ayrıca sık olmamakla beraber daha önce isimleri verilen ve beyinde bulunan hipofiz ve hipotalamus adlı bölgelerin hastalıkları da hipotiroidizme neden olabilir. Burada sadece tiroide ait olan ve en sık görülen hastalıklar verilecektir.</p>
<p>*<br />
* Özellikle yaşli hastalarda az çalişmanin en önemli nedenlerinden biri, vücudun savunma sistemlerinin tiroidi harap etmesine bağlı gelişen hipotiroidizm olup Hashimoto hastalığı adını alır. Vücutta bu şekilde ortaya çıkan hastalıklara genel olarak otoimmün hastalıklar dendiğini hatırlatmakta yarar vardır.<br />
* Daha sonra da değinileceği gibi tiroidin iltihabi hastalıklarının son devresinde ortaya çıkabilir.<br />
* Bir diğer önemli bir neden ise daha önce de değinildiği gibi iyot eksikliği sonucu ortaya çıkan az çalışmadır.<br />
* Bazen bebekler tiroitsiz doğarlar. Bunlarda şiddetli tiroit yetersizliği ortaya çıkar.<br />
* Ayrıca tiroit ameliyatından sonra çıkarılan tiroit doku miktarına bağlı olarak gelişebilir. Bu durum özellikle ameliyattan sonra muntazam kontrollere gitmeyen hastalarda sinsice ortaya çıkabilir.<br />
* Herhangi bir nedenle radyoaktif iyot tedavisi almış hastaların çoğunda hipotiroidizm ortaya çıkabilir.<br />
* Daha önce değinilen ve tiroidin çalışmasını bozabilen yiyeceklerin aşırı tüketilmesi tiroidin az çalışmasına ve guatra neden olabilmektedir.<br />
* Ender olarak bazı ilaçların sürekli kullanılması da hastalıkla sonuçlanabilir. Bunlar içinde en iyi bilineni psikiyatrik hastalarda kullanılan lityum adlı maddedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/tiroidin-calisma-bozukluklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet düzensizliği yaşıyorum, çocuğum olur mu?</title>
		<link>http://www.saglikguncel.net/adet-duzensizligi-yasiyorum-cocugum-olur-mu/</link>
		<comments>http://www.saglikguncel.net/adet-duzensizligi-yasiyorum-cocugum-olur-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 12:43:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[adet düzensizliği doğum yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[adet düzensizliği hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Adet düzensizliği yaşıyorum çocuk olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[adet düzensizliğinde çocuk olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[kanama olursa çocuk olurmu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikguncel.net/?p=1669</guid>
		<description><![CDATA[34 yaşındayım. Şimdiye kadar hiç kimseyle beraberliğim olmadı. Son 3 aydır adet düzensizliği yaşıyorum, kanamalarım azaldı. Benim endişem bu yaştan sonra çocuğum olur mu? CEVAP Önce adet düzensizliklerinin nedeni araştırılmalı. Çoğu kere hormonlardaki ufak bozukluklar adet düzenini etkiliyor. Sizin önce bir kadın-doğum hekimine muayene olmanız gerekiyor. Çocuk olması için hormonların yeterli olması yanında rahimde de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>34 yaşındayım. Şimdiye kadar hiç kimseyle beraberliğim olmadı. Son 3 aydır adet düzensizliği yaşıyorum, kanamalarım azaldı. Benim endişem bu yaştan sonra çocuğum olur mu?</p>
<p>CEVAP<br />
Önce adet düzensizliklerinin nedeni araştırılmalı. Çoğu kere hormonlardaki ufak bozukluklar adet düzenini etkiliyor. Sizin önce bir kadın-doğum hekimine muayene olmanız gerekiyor. </p>
<p><span id="more-1669"></span></p>
<p>Çocuk olması için hormonların yeterli olması yanında rahimde de bir yapısal bozukluğun olmaması, kanalların (tüplerin) açık olması gerekiyor. Eğer bunlarda bir sorun yoksa tabii çocuğunuz olur, eğer erkekte de bir sorun yoksa.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikguncel.net/adet-duzensizligi-yasiyorum-cocugum-olur-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
